22.03.2018

Benim için haftanın haberi 283 Nissan Leaf bataryalarının SoH ölçüm sonucu. Araştırdığım ama sağlıklı bir bilgi alamadığım konuyu netleştirmiş oldum; bataryaları 80-20 şarj/deşarj aralığında kullanmak lazımmış. Haber şu şekilde (bkz), 2011-2017 yılları arasında üretilen 283 adet Nissan Leaf’in bataryalarının State of Health (SoH) durumu 1382 kez ölçülmüş. Ölçüm OBD aygıyı ve Leaf Spy uygulamasıyla yapılmış. 14 sayfalık rapordan (bkz) haberin dikkat çektiği kısım şu: 30 kWh kapasiteli bataryalar şarj/deşarj döngüsünden daha çok etkilenirken, 24 kWh kapasiteli olanlar zamandan daha çok etkileniyor. Geçtiğimiz yıl, çatı tipi güneş enerjisi sistemiyle bataryayı entegre etsek, kullanılacak bataryayı yüzde kaç doldurup, yüzde kaça kadar deşarj etmemiz lazım sorusunun cevabını bir türlü alamamıştım (ama ben de hesaplamalarımı 80-20 üzerinden yapmıştım). Zira, batarya kimyasal bir şey ve hakikaten zor; ama haberde, 30 kWh kapasiteli bataryaların şarj/deşarj döngüsünden daha fazla etkilenmesiyle alakalı şu ifadeler kullanılmış: Nissan 2014 sonrası modellerinde %80’e kadar şarj limitini kaldırdı ve kullanıcılar araçları %100’e kadar şarj edebilir hale geldi, böyle olunca da bataryalar daha hızlı degrede olmaya başladı ve batarya en sağlıklı şekilde %80-20 aralığında kullanılıyor. Ayrıca, %100’e kadar şarj, 30 kWh kapasitelide daha fazla hücre olduğundan ısınma nedeniyle de bataryayı kötü etkileyen bir şey.

Güncelleme: Şuradaki içerik ilgilisince kesinlikle okunmalı ve Cüneyt Bey’in LinkedIn paylaşımı altındaki yorumlar okumaya değer.


IEA’ya göre (bkz), enerji sektörü kaynaklı CO2 emisyonu 2017’de %1.4 artarak 32.5 gigaton ile tarihi zirve yaptı. Bu artışın 3’te 2’si Asya ülkeleri kaynaklı. ABD’nin salınımı düşerken, AB geneli olarak bakıldığında emisyonların arttığı görülmektedir.

Global enerji talebi ise 2017’de %2.1 artış göstermiş.


Günlük 7 milyon varil petrol ticareti gerçekleştiren dünyanın en büyük traderı Vitol şirketinin Başkanı (eski CEO’su), OPEC’in arz kısıntısını 2019’da da sürdürmesi gerektiğini söyledi. OPEC de, arz kesintilerinin etkilerinin ölçüm yönteminin değiştirilmesi konusunda Pazartesi günü Viyana’da toplantı yaptı.


Başbakan Binali Yıldırım, gaz dağıtım şebekesinin 62 milyon vatandaşa hizmet verir hale geldiğini söyledi. Bu, nüfusun yüzde 77’sine karşılık geliyor. Birleşik Krallık’ta da hanelerin yüzde 80’i doğal gazla ısınıyor.

Bu arada, OECD ülkelerinde gazın elektrik üretim amaçlı kullanım oranı Çin’e kıyasla yüksek (bkz).


Tesla’nın Güney Avustralya’da tesis ettiği 100 MW/129MWh batarya sistemi o kadar hızlı imiş ki şebekeye verdiği enerjinin %30-40’ı bedavaya gidiyormuş. Yani, Australian Energy Market Operator tarafından belirlenen standartlar nedeniyle Tesla şebeke operatörüne 200 mili sn ile 6 saniye arasındaki enerji nedeniyle fatura kesemiyor.


İsrail’in 2007 yılında Suriye’deki The Cube kod isimli, Deir al-Zour’a yakın konumdaki 40’a 40 mt en ve boya sahip 20 mt yüksekliğindeki nükleer tesise düzenlediği bombalı saldırıyla alakalı detaylar açıklanmış. Uçaklar, bombaları bıraktıktan sonra Türkiye sınırından da geçerek İsrail’e geri dönmüş (video burada).

Haberi ilk gördüğümde bombalı saldırı olduğu aklıma gelmemişti doğrusu.


Elimize gelen hayvansal atık kaynaklı bir biyokütle tesisi projesi nedeniyle, 2017 ve 2018 yılları nihai YEKDEM listesi verilerinden hareketle işletmedeki (kısmi işletmedekiler hariç) hayvansal ve/veya bitkisel atık kullanan tesislerin üretimlerine baktım. 10 projeden 9’unun kapasite faktörü tıpatıp aynı %79.9, bize önerilen tesis de aynı şekildeydi 🙂

Söz konusu 10 projeden 2 tanesi 2015 yılı içerisinde işletmeye alındığı için, 2015 yılı toplam üretimlerini, orantı yaparak elde ettim, kalan 8’i 2015’in 12 ayında üretim yapmış. Sonuç olarak şunu gördüm, 10 projenin ortalamasına göre, bu projeler 2015 yılında, lisansa derç edilen üretimin sadece %41’ini fiili olarak üretmiş. bu oran 2016’da %51.7 olmuş.

Bu sonuca göre, hayvansal atık kaynaklı biyokütle tesisleri HES’lerden çok daha kötü durumda ve belli ki atık temininde belli bir standardı yakalayamıyorlar. Hele ki projelerin yatırım maliyetleri kontrol edilememişse, yatırımcıların çok pişman olduklarını varsayabiliriz; ama kağıt üzerinde ise her şey çok iyi olmalı ki, neredeyse standart şekilde %80 kapasite faktörü öngörülüyor.

Biyokütle
Grafiğin açıklaması:
– Proje adedi: 10
– Projelerin ortalama kapasitesi: 3.05 MWe
– Projelerin lisansa derç edilen üretimlerine esas kapasite faktörü ortalaması: %81
– 2015 yılı fiili üretimlerin ortalaması, lisansa derç edilen üretimlerin ortalamasının yüzde %41’ine karşılık geliyor (örneğin, 6.4 MW’lık bir projede öngörülen üretim 44.8 GWh iken, söz konusu proje 2015’te 14.68 GWh üretim yapmış).
– 2016 yılı fiili üretimlerin ortalaması ise, lisansa derç edilen üretimlerin ortalamasının yüzde %52’sine karşılık geliyor (örneğin, 6.4 MW’lık bir projede öngörülen üretim 44.8 GWh iken, söz konusu proje 2016’da 22.3 GWh üretim yapmış).

Uber, Arizona’da bisikletli bir kadına çarpmış ve maalesef kaza ölümle sonuçlanmıştı. Tempe Polisi, yürütülen soruşturma kapsamındaki ilk açıklamasında, “gözüken o ki, kazada Uber’in hatası yok” minvalinde bir açıklama yapmış. Sylvia Moir, bisikletli kadının aniden yola daldığını söylemiş. Araç kameralarla çevrili malum, görüntüler yayınlansa da kararı biz versek. Yalnız, araç otonom modda olsa da şoförsüz değilmiş. Şoför de işe yaramadığına göre, bence direk Level 5 otonom araçlara odaklanalım, şoför varlığını şart koşmaya falan gerek yok.

Güncelleme: Video yayınlanmış dün, ben görmemişim (YouTube)

Uber’in otonom aracının kazasında yukarıdaki açıklamalardan bambaşka bir video ile karşı karşıya kaldığımızı düşünüyorum. Her türlü donanıma sahip, gece görüş özellikli bir XC90, normalde reklamlara bakarsak otonom özellikli olmayan haliyle bile yaya görünce fren yapması gerekirken, kadına bodoslama dalıyor. Gece görüş sistemi de pasif halde mi nedir çok ilginç, kadın 2 şeritli yolun 3/4’lük kısmını tamamladığı halde sistem kadını farketmiyor. Hiç fren yapmadan üstelik. Çok yazık. Şoför koltuğuna oturtulan kişi de o kadar kilolu ki maalesef, reflekslerinin güçlü olmasını beklemek de saçma olurdu. İlginç.

#WorldWaterDay: 1993 yılında BM Genel Kurulu’nca bugün Dünya Su Günü olarak ilan edildi.

01.12.2017

SK Innovation, Macaristan’da li-on batarya fabrikası kuracak. 777 milyon $ yatırımla kurulacak fabrika 7.5 GWh/yıl kapasiteli olacak ve 2020 yılı başlarında üretime başlayacak.

LG’de Polonya’da fabrika kuruyor.

Türkiye’nin sanırım hiç cazibesi yok.


EPDK Nihai YEK listesini yayınladı.

2018 YEK Nihai Liste Analizi_20171201

(tablo daha büyük boyutlu olarak buradan görülebilir)

Türkiye elektrik piyasasıyla alakalı 2 önemli diğer haber de şu şekilde:

  • BOTAŞ, doğal gaz santrallerine uygulanan fiyatı yükseltmiş.
  • EPDK, ST limitini de 2400 kWh’den 2000’e düşürdü.

Shell ve PetroChina ortaklığındaki Arrow Energy ile Shell tarafından işletilen Queensland Curtis LNG arasında 27 yıllık JV imzalandı. Anlaşma kapsamında, Arrow’un Surat Basin’deki (surat havzası) 5 trilyon m3’lük gaz rezervi çıkartılacak.


Google, kullandığı tüm elektriği rüzgar ve güneş santrallerinden off-set eden ilk şirket oldu. Toplamda 3 GW gücü aşılmış (twit).


Dünkü notta, li-on batarya yapımında kullanılan metallere duyulacak ihtiyacın yıllara sari şekilde ne olacağına ilişkin grafiğe yer vermiş (bkz) ve nikel, alüminyum ile bakır elementlerinin her birisine olan talebin 250-300 bin ton seviyelerine çıkacağını belirtmiştim.

Ülkemizde nikel işletmecilik tesisi varmış, 2007’de Zorlu Grubu tarafından satın alınan ve üretime 2016’da başlayan tesise bugüne kadar 600 milyon $ yatırım yapılmış. Tesisin hikayesi vs buradaki haberde.


GM başkanı Dan Ammann, kentsel yoğunluğun fazla olduğu bölgelerde otonom taksi filosunun 2019’da hizmet vermeye başlayabileceğini söyledi.


Tesla, Almanya’nın teşvik programından faydalanmak için aracındaki bazı özellikleri opsiyonel yapmak suretiyle Model S’in teşvik almaya uygun olmasını sağlamış; ama bu, hile olarak değerlendirilerek Tesla Model S teşvik kapsamındaki araçlardan çıkartılmış.


Statoil, İskoçya’da devreye aldığı dünyanın ilk yüzer rüzgar santraline depolama sistemi entegre edecek. Younicos, söz konusu santrale 1MW/1.3MWh kapasiteli batarya entegrasyonu konusunda Statoil ile çalışacağını söyledi.


Euro Alanı’nda işsizlik oranı Ekim ayında düşüşünü sürdürerek %8.8’e indi. İşsizlik oranı 2009 yılından bu yana ilk kez Eylül ayında %9 düzeyinin altına gerilemişti.


ABD’li CME Group, Bitcoin ile vadeli alım satım işlemlerine 18 Aralık’ta başlıyor. Nasdaq Inc 2018’de benzer işlemlere başlamayı planlıyor. Bu haber, 9-10 bin $ bandında dolaşan BTC fiyatını 11 bine tekrar yaklaştırdı. Bu arada, bizim Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), sanal para birimlerine dayalı spot veya türev işlemler yapılmaması gerektiğine ilişkin aracı kurumlara yazı göndermiş.

Son bir gelişme de şu; PwC Bitcoin ile ödeme kabul edeceğini açıkladı.

Türkiye Spot Elektrik Fiyatları

TESPİTLER:

2013 ve 2014 yıllarında elektrik fiyatları TL ve USD olarak iyi düzeydedirler.

Doğal gazın üretimdeki payı 2013 ve 2014 yıllarında sırayla yüzde 44 ve 48 düzeyindedir. Takip eden yıllarda bu oran düşmüştür.

Gaz

2015 ve 2016 yıllarında yaşanan düşük GSYH (%4) ve elektrik tüketimi (%5) büyümesinin de etkisiyle gaz santrallerinin marjinal fiyatı belirlediği saat sayısı 2015 ve 2016 yıllarında azalmıştır (2015’te yılın 5814 saatinde, 2016’daysa yılın 5174 saatinde gaz santralleri fiyatı belirlemiştir/belirlemesi beklenmiştir, bkz: Garanti Bankası Elektrik Sektör Raporu).

2015 ve 2016 yıllarında doğal gazın fiyatlarında yaşanan düşüşle birlikte, spot elektrik piyasası fiyatları düşük seyretmiştir.

Gaz fiyatlarındaki azalmaya ilaveten kömür fiyatlarının 2015’te dip yapması da spot elektrik fiyatlarını düşürmüştür.

Gözüken o ki, tüketim ve doğal gaz fiyatları Türkiye spot elektrik piyasası üzerinde en birincil etkiye sahiptir.

24.10.2016 – 23.10.2017 TARİHLERİ ARASI

Temel Ortalama Gerçekleşmeler

  • ₺ PTF                : 166.2
  • $ PTF                : 48.6 ($ karşılığı, aynı gün TCMB Satış kuru üzerinden)
  • Tüketim           : 788 GWh/gün

Tüketim

Tüketim
Hangi ayda kaç gün tüketim günlük Türkiye ortalamasını aşmıştır (toplam 170 gün). (yatay eksen ayları göstermektedir)

Grafikten hareketle, tüketim, aşağıdaki aylarda ve verilen gün kadar ortalamanın üzerinde gerçekleşmektedir:

  • Ocak ayının 25 gününde
  • Şubat ayının 22 gününde
  • Temmuz ayının 30 gününde
  • Ağustos ayının 28 gününde
  • Eylül ayının 21 gününde
  • Aralık aynın 24 gününde

Yani, verili 6 ayın 150 gününde (%83) fiyatlar ortalama üzeridir.

Aralık ve Ocak ayları kışın çok sert yaşandığı aylardır. Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları aşırı sıcakların yaşandığı aylardır.

PTF

PTF
Grafik: Hangi ayda kaç gün PTF >166 TL olmaktadır (toplam 149 gün).

Ek bilgi: PTF, yılın 132 gününde de 170 lira üzerinde gerçekleşmiştir.

YEK’lerin Tüketimi Karşılama Oranı

(Aşağıdaki grafikte, PTF’nin görece düşük olduğu Mart-Haziran ayları arasında YEK’lerin tüketimi karşılama oranının oldukça yüksek olduğu görülmektedir, yani TR 12 aylık ortalaması %31 iken, Mart-Nisan-Mayıs ortalaması %39 gerçekleşmiştir. Öte yandan, YEK’lerin tüketimi karşılama oranı 2016’da yüzde 38.8, 2015’te yüzde 37.9, 2014’te yüzde 24.9 idi ve elektrik fiyatlarının ortalaması 2014 yılında (164), 2015 (138) ve 2016’ya (140) göre yüksekti, fiyatların 2017 yılında ortalama 164 TL mertebelerine gelmesinde YEK’lerin tüketimi karşılama oranının ciddi şekilde düşmesinin etkisi olduğu değerlendirilmektedir).

YKTO
Yenilenebilir Kaynakların Tüketimi Karşılama Oranı (yatay eksen ayları göstermektedir)

Sonuç olarak;

1. Doğal gaz fiyatlarının artması elektrik fiyatlarını yukarı çeker ve gaz fiyatlarında artış öngörülmektedir; ama gaz fiyatlarının en azından 2020’ye kadar 2014 yılı seviyelerini yakalaması beklenmiyor. Öte yandan, uluslararası piyasalarda gaz ve kömür fiyatları dramatik şekilde değişmese bile $/₺’deki artış spot elektrik fiyatlarını yukarı yönlü tetikleyecektir. Bu da, Türkiye elektrik piyasasının ikilemidir esasen, zira özellikle özelleştirme ihalelerinden santral almış büyük şirketlerin borç yükü çok fazladır ve borçlanma yabancı para birimi üzerindendir. Bu, kömür santrallerinin rehabilitasyon yatırımlarını tehlikeye sokmaktadır.

Öte yandan, kur ve gaz fiyatlarındaki artış nedeniyle, 2019’da özel üretici olacak Yİ ve YİD santrallerden kurulu gücü 4680 MW’e tekabül eden gaz santralleri spot fiyatları yukarı çekebilir.

Esasen, Türkiye açısından, emtia fiyatlarından ziyade artan kur maliyetleri artırmaktadır ve ülkemizin artan borç ve likid riski azaltılamadığı sürece Türk Lirasının yabancı para birimleri karşısında değer kazanma ihtimali düşecektir.

2. 2018 yılı için YEKDEM mekanizmasından yararlanmak üzere başvuru yapan santrallerin toplam kurulu 2017 yılına göre 1673 MW artarak 19073 MW oldu ve bu eğilim 2020 sonuna kadar devam edecektir. YEKDEM devam etmese de, YEKA modeli ve alım garantili kömür santrali ihaleleri nedeniyle EPİAŞ’taki fiyattan bağımsız satış miktarı 2021’i takiben de artmaya devam edecektir (santrallerin devreye gireceği varsayılmıştır; ancak Çayırhan gibi santrallerin ne olacağı belirsizdir). Bu durum, ilgili santraller devreye girdiğinde fiyatların aşağı yönlü baskılanmasına neden olabilir; çünkü kömür santrali kapasite faktörü yüksektir, GES’ler de gündüz saatlerinde fiyatları aşağı çeker. Ancak, 2021’e kadarki dönem için, ne kadar yenilenebilir kaynağın devreye girebileceği ciddi incelemeye tabi tutulmalıdır, zira kurulu güç artış miktarındaki herhangi bir azalış, tüketimdeki artış beklentisi nedeniyle, meteorolojik koşullara da bağlı olarak spot elektrik fiyatlarını yukarı yönlü tetikleyebilir.

3. Meteorolojik koşullar ve ekonomik büyüme elektrik tüketimi üzerinde yukarı yönlü çok ciddi etkiye sahip 2 temel parametredir. Kış ayları görece ılıman giderse Aralık, Ocak ayları elektrik sarfiyatı düşecektir, bu da fiyatları aşağı çeker, yaz ayları da daha ılıman seyrederse Temmuz-Eylül arası tüketim düşer ve bu da spot elektrik fiyatlarını aşağı çeker. Havayı tahmin etmek olanaksıza yakın iken, ekonomik büyüme için somut bir şeyler söylemek mümkün ve bunlara çalışılmalı.

Özetle, elektrik tüketimi miktarı ve $/₺ belirsizliği saklı kalmak kaydıyla, fiyatların aşağı yönlü seyir izlemeyeceği değerlendirilebilir.

24.10.2016-23.10.2017 tarihleri arasında, aylık bazda, tüketim, YEK’lerin tüketimi karşılama oranı, gazın elektrik üretimindeki payı, fiyatın her ay kaç gün yıllık PTF ortalamasından ve 170 liradan fazla çıktığı gibi bilgiler tek tablo halinde burada (tıklayınız).

Not: Bu çalışma uzun bir raporun kısa özeti olup, söz konusu bulgular doğru sonuçlar olarak değerlendirilmemelidir. Her şey tartışılabilir, neticede bilinmeyen denizlerde yolculuk etmek gibidir elektrik fiyatlarını tahmin etmek. Zaten, dünya da bu konuda başarılı değil (bkz: Moody’s Report) ve yenilenebilir dönüşümünün etkisi bir süre daha devam edecek.

03.07.2017

Dünya işlerini yamulmadan yapmak mümkündür. Candan Karlıtekin (eski THY YK Başkanı)


Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği bugün yeniden yayımlandı. Çatı tipi güneş enerjisinden elektrik üretim projeleri anlamında 59. maddenin 2. fıkrası yeni hali şu şekilde düzenlenmiş:

Madde 59

Maddede geçen 634 sayılı Kanun Kat Mülkiyeti Kanunu. Taşıyıcı sistemi etkilememek ifadesi gereği statik proje onayı yapılması zorunluluğu devam ediyor. Elektrik proje onay ve kabul iş ve işlemleriyle bunların kabul bedelleri devam ediyor. Sistem kullanım bedeli de 2018 başıyla birlikte çok fazla artıyor. Özetle, yapı ruhsatı muafiyeti bir adım olsa da ortada ciddi engellerin olduğu gerçeğini görmezden gelmemek gerek.


2015 yılında önlisans başvurusu alınan 3GW’lık rüzgar kapasitesinin 710 MW’lık bölümü TEİAŞ tarafından ihale edildi. İhalede sıfırın altında fiyatlar geldi. İlk gün, Esengüç Enerji Kayseri Bölgesi için -0.01 cent/kWh fiyat verdi, ikinci gün ise Borusan-ENBW’nin (Fesleğen Yenilenebilir Enerji) Edirne Bölgesinde için -1.51 cent/kWh teklif etti. Üçüncü gün ise, BorusanEnBW -0,81 cent/kWh teklif verdi.

Negatif teklife bir engel yoktu, zira RÜZGÂR VEYA GÜNEŞ ENERJİSİNE DAYALI ÜRETİM TESİSİ KURMAK ÜZERE YAPILAN ÖNLİSANS BAŞVURULARINA İLİŞKİN YARIŞMA YÖNETMELİĞİ‘nde Teklif Fiyatı “… Kanunun eki (I) sayılı cetvelde kaynak bazında yer alan fiyatın yerine uygulanmak ve bu fiyattan yüksek olmamak kaydıyla virgülden sonra en fazla iki haneli ABD Doları cent/kWh cinsinden teklif edilecek bedeli” şeklinde tanımlandığı gibi, madde 4 de açıkça “Teklif Fiyatı, sıfır veya başlangıç değeri -0,01 ABD Doları cent/kWh olmak kaydıyla eksi sayı şeklinde sıfırdan küçük verilebilir” hükmünü amir.

Neden sıfır teklif ettiler sorusuna anlamlı bir cevap bulabilmek için şunları bilmek şart:

  • Sıfırın altında tekliflere esas projeler için, teklif sahipleri, Piyasa İşletmecisine 10 yıl süreyle katılım bedeli ödeyecek (aylık net elektrik enerjisi üretimi*teklif edilen fiyatın mutlak değeri).
  • “Teklif Fiyatı sıfır veya sıfırdan küçük olan ilgili tüzel kişi, Kanun kapsamında YEKDEM’den yararlanmaması halinde, varsa katılım bedeli ödeme yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla, Kanunun eki (II) sayılı cetvelde belirtilen fiyattan da yararlanamaz” (Yönetmeliğin 4.maddesinin 6.fıkrası).
  • Teklif Fiyatı sıfır veya sıfırdan küçük olan ilgili tüzel kişi YEKDEM’e dahil olursa, üretilen elektrik enerjisi için para almayacak ve sadece kullanılan aksamların yerlilik oranları kapsamında yerli aksam desteğinden faydalanabilecek.
  • Bu projeler için öncelikle önlisans alınacak, önlisans süresi mücbir sebepler haricinde 24 ayı geçemiyor. Lisans alınmasını müteakip de, özel hükümlere derç edilen tesis tamamlama tarihine kadar santralin işletmeye alınması gerekiyor (uzatma olmayacağı varsayımıyla). Buna göre, projelerin önümüzde 4 yıllık bir zaman diliminde işletmeye alınacağını varsayabiliriz.
  • 2017 yılı nihai YEK listesindeki RES projelerine bakıldığında rüzgarda alınan en yüksek yerli aksam desteği 14 $/MWh.

Çıkarımlar

  • Elektrik fiyatları kWh başına 40-50 $/MWh civarında ve önümüzdeki 10 yıllık süreçte aşama aşama 55-60 bandına çıkması bekleniyor (göreceğiz).
  • 2017 yılı ay bazında saatlik fiyat tahmini ortalaması 43-44 $/MWh ve standart sapma 9-10 arasında. 288 adet veriye ilişkin histogram da aşağıdaki şekildeHistogram
  • Ekipman maliyetlerindeki azalma bu şirketlerin işine yarayacak, zira maliyetlerdeki düşüş LCOE değerlerini aşağı çekecek.
  • Histogram ve fiyat ortalamasında hareketle ihalede -15 $/MWh teklif veren şirketin, YEKDEM’e katılmayacağı (yerli aksam desteği çok düşük seviyelerde kalıyor) ve 30-35 $/MWh fiyatlarına razı olduğu sonucunu çıkartabiliriz (bu ihale kapsamında tesis edilecek santrallerin Rüzgar YEKA kapsamında kurulacak fabrikadan ekipman temin edemeyeceğini varsayımıyla). Teklif sahipleri, piyasa fiyatlarının 60’ı aşacağını da öngörerek ihaleleri almış olabilirler. Zira, LCOE hesabı yapmak için yeterli veriye sahip değilim ve 30-35 arası fiyat da pek iç açısı durmuyor. 
  • İlave bilgi: 2016 Haziran ile 2017 Mayıs sonu dönemi için RES’lerin MW bazında üretim gerçekleşmeleri azalan sırayla şu şekilde aşağıdaki şekildeÜretim gerçekleşme

Bataryalı elektrik araçları (BEV), sabit dolum istasyonlarının yaygın olduğu yerleşim alanlarında ve şehir içi kullanım için anlamlı olabileceği değerlendirilse de, bu durumda dâhi bataryanın şarj edilebilirliği ciddi sorun. Zira, aracın şarj edilmesindeki tek sorun şarj süresinin uzunluğu değil, bu sürenin uzunluğundan kaynaklı güvenlik sorunları da ortaya çıkacaktır. Kullanıcı deneyimi açısından bakıldığında da, şarj süresinin uzun olması nedeniyle, yönetilmesi gereken bir şey ile karşı karşıya kalındığı açıktır (insanların en az 30 dk aracı şarj etmek için araç başında bekleyeceği varsayılamaz). Bu hususların en fazla 10-15 dk’lık bir şarj ile makul bir batarya doluluk oranına ulaşılabilmesini sağlayacak şekilde batarya güç yoğunluğunda (power density) ulaşılmasıyla aşılacağı söylenebilir. Bu, Türkiye için özellikle önemli, zira, evde şarj imkânı çok düşük olacaktır burada. Gerçi, Norveç’te bile düşük olduğuna yönelik haberler okumuştum.

Neyse, soru şu: elektrikli araçlar ve şarj istasyonları kendi içinde başlı başına bir döngü var ve şarj istasyonları mı araç sayısını artıracak yoksa araç sayısıyla birlikte mi şarj istasyonu artacak? Daha doğrusu, hangisinin diğeri üzerinde etkisi var?

Mevzuya şöyle yaklaşalım; kara taşıtları ne için var? A-B arasını en kısa sürede (min kayıpla) gidebilmem için; ama elektrikli aralar bu imkânı sağlıyor mu? Duruma göre sağlayacak olsa da şarj ve süre yönetimi açısından çok ciddi eksikliği var. Ankara – İstanbul arasını 6 saatte alacakken, şarj için 2 sefer 1’er saat dursanız 8-9 saatte bu yolu almak ister misiniz?

Özetle, ben şahsen şarj istasyonunun elektrikli araç satışları üzerinde bir tık fazla etkisi olduğunu değerlendiriyorum. İlaveten, esas yaygınlaşmanın da, binek otomobiller açısından şehir içi kullanım maksatlı i) filo kiralama, ii) şehir içi yolcu taşımacılığı (İETT gibi) ve iii) hafif ticari araçlar (PTT, diğer posta şirketleri ve şehir içi teslimat yapan firmalar gibi) üzerinden gerçekleşeceği kanaatindeyim.


Akkuyu’nun %49’u Cengiz-Kolin-Kalyon ortaklığına devredilecek. Öte yandan, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, ülkesinin artık nükleer enerjiden uzak duracağını ve mevcut tesislerin ömrünü uzatmak için herhangi bir girişimde bulunmayacağını açıkladı.

09.02.2017

Flow battery (akış pili)

Harvard, akış için kullanılan molekülleri suda çözülebilen yaparak 1000 defa şarjda sadece kapasitesinin %1’ini kaybeden flow battery’sini tanıtıyor. Teknoloji, nötr pH suda çözünmüş organik moleküllerde enerji depolanmasına dayanıyor. Akışlı piller, enerjiyi harici tanklarda sıvı çözeltilerde depolarlar – tanklar ne kadar büyükse, depoladıkları enerji de o kadar yüksek olur. Akışlı piller, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir aralıklı enerji için umut verici bir depolama çözümüdür, ancak günümüz akış bataryaları çoğu kez şarj-deşarj döngüsünden sonra bozulan enerji depolama kapasitesine sahiptir ve kapasiteyi geri yüklemek için elektrolitin periyodik bakımını gerektirir. Pozitif ve negatif elektrolit solüsyonlarında kullanılan moleküllerin yapısını değiştirerek ve suda çözünür hale getirerek, Harvard ekibi 1000 devir başına kapasitesinin sadece %1’ini kaybeden bir pil üretmeyi başardı.


İngiltere’de faaliyet gösteren elektrik tedarik şirketi Ovo, kurulduğu 2009 yılından bu yana ilk kez satın alma gerçekleştirdi. Ovo, müşterilerin kullanımına uygun yeni bir enerji tarife ile, elektrikli depolama ısıtması kullanan müşterilere ücretsiz ısıtma kontrolü yükseltmeleri sunmak için VCharge teknolojisini kullanacakmış. Ovo’nun 700 bin adet müşterisi var ve 1 milyonu hedefliyor.

Geçen yıl, Centrica (UK’nin en büyük tedarik şirketi) da 170 milyon £’a Danimarkalı Neas Energy’yi (manages power supply for distributed energy customers) satın almıştı.


Avrupa ülkelerinde 2016 yılında devreye alınan 24.5 GW kurulu gücün 21.1 GW kadarı, yani %86’sı RES, GES, biyokütle ve HES kaynaklıymış. RES ise tek başına kurulu gücün yarısından fazlasını sağlamış. 2016’da şebekeye bağlanan toplam güç 2015’e göre ise %3 daha azmış. Enerji yatırımlarına 2016’da toplam 27.5 milyar € harcanmış.

İstatistiklerin çok iyi olduğu değerlendirilse de, 28 AB üyesi ülkenin sadece 7 tanesi 2020 sonrası için RES hakkında net politikalara sahipmiş. Bu, endüstri liderlerince belirsizlik olarak değerlendirilmekte. AB’nin toplam kurulu gücü 918.9 GW ve bunun 153.7’si RES, yani %16.73’ü.


31 Ocak 2017 itibariyle devredeki GES kurulu gücümüz 860.6 MW olmuş.


2017 yılı nihai YEK listesine göre, 2017 yılında 17399 MW gücündeki 647 proje YEKDEM mekanizması kapsamında EPİAŞ’ta işlem görecek. Türkiye’nin elektriksel kurulu gücü 78497 MW. Yani, toplam kurulu gücün %22.165’i YEKDEM mekanizmasına tabi.

YEKA kapsamında Konya’da kurulacak olan 1000 MW’lık GES de alım garantisine tabi. Çayırhan’daki kömür de alım garantisine tabi. Nükleer de alım garantisine tabi.


ABD’de, 2015 yılında nükleerin kapasite faktörü %92.3, HES’lerin %35.8, RES’lerin %32.2 olmuş. Department of Energy’ye göre, 2014 yılında kurulan RES’lerin kapasite faktörü ise %41.2 imiş.


Türkiye Toplumunun Enerji Tercihleri Araştırması (Kadir Has Üniversitesi) özeti

“Türkiye enerji sisteminin en önemli sorunu nedir?” sorusuna ankete katılanların %38,6’sı ‘ithal enerjiye bağımlılık’ yanıtını verdi. Enerjinin pahalı olması ise %30,8’lik oranla Türkiye enerji sisteminin ikinci en önemli sorunu oldu. Enerjiden kaynaklanan en önemli çevre sorunu ise %41’lik oranla hava kirliliği oldu. İnsan sağlığı %20 ile ikinci olurken, iklim değişikliği %17 ile enerjiden kaynaklanan en önemli üçüncü çevre sorunu olarak gözlemlendi. Öte yandan, “Küresel iklim değişikliğine inanıyor musunuz?” sorusuna ise %78 oranında ‘Evet’ cevabı verildi.

Anketin siyasete yönelik en önemli sonucu ise, seçimlerde oy verdikleri partilerin enerji politikaları hakkında genellikle “hiç bilgisi olmadığını” belirten anket katılımcılarının, seçimlerde oy verirken de partilerinin enerji politikalarını dikkate almadıklarını ifade etmesi. Ankete katılanların hükümetin enerji politikalarında en başarılı buldukları alanlar ‘petrol ve doğalgaz boru hatları’, ‘doğalgaz temini’ ve ‘elektrik üretimi-iletimi-dağıtımı’ olurken; ‘enerji fiyatları’ açık ara başarısız bulunanların başında yer alıyor.

Araştırma kapsamında ortaya çıkan önemli verilerden biri de ısı yalıtımıyla ilgili. Ankete katılım sağlayanların %65’i evlerinde ısı yalıtımı olmadığını belirtti. Soruları cevaplayanlardan %34’lük bir kesimin ise evlerinde ısı yalıtımı bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında gerçekleştirilen ankette ısı yalıtımı bulunan evlerin oranı %17,3 olarak gözlemlenmişti. Bu sonuca göre 7 yılda evlerde bulunan ısı yalıtımı oranının yaklaşık 2 katına çıktığını söylemek mümkün.

Anketin bu konuya ilişkin en önemli sonuçlarından biri, evlerde bulunan ısı yalıtımı oranının gelir ve eğitim düzeyiyle bağlantılı olması.

Raporun tamamı