03.07.2017

Dünya işlerini yamulmadan yapmak mümkündür. Candan Karlıtekin (eski THY YK Başkanı)


Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği bugün yeniden yayımlandı. Çatı tipi güneş enerjisinden elektrik üretim projeleri anlamında 59. maddenin 2. fıkrası yeni hali şu şekilde düzenlenmiş:

Madde 59

Maddede geçen 634 sayılı Kanun Kat Mülkiyeti Kanunu. Taşıyıcı sistemi etkilememek ifadesi gereği statik proje onayı yapılması zorunluluğu devam ediyor. Elektrik proje onay ve kabul iş ve işlemleriyle bunların kabul bedelleri devam ediyor. Sistem kullanım bedeli de 2018 başıyla birlikte çok fazla artıyor. Özetle, yapı ruhsatı muafiyeti bir adım olsa da ortada ciddi engellerin olduğu gerçeğini görmezden gelmemek gerek.


2015 yılında önlisans başvurusu alınan 3GW’lık rüzgar kapasitesinin 710 MW’lık bölümü TEİAŞ tarafından ihale edildi. İhalede sıfırın altında fiyatlar geldi. İlk gün, Esengüç Enerji Kayseri Bölgesi için -0.01 cent/kWh fiyat verdi, ikinci gün ise Borusan-ENBW’nin (Fesleğen Yenilenebilir Enerji) Edirne Bölgesinde için -1.51 cent/kWh teklif etti. Üçüncü gün ise, BorusanEnBW -0,81 cent/kWh teklif verdi.

Negatif teklife bir engel yoktu, zira RÜZGÂR VEYA GÜNEŞ ENERJİSİNE DAYALI ÜRETİM TESİSİ KURMAK ÜZERE YAPILAN ÖNLİSANS BAŞVURULARINA İLİŞKİN YARIŞMA YÖNETMELİĞİ‘nde Teklif Fiyatı “… Kanunun eki (I) sayılı cetvelde kaynak bazında yer alan fiyatın yerine uygulanmak ve bu fiyattan yüksek olmamak kaydıyla virgülden sonra en fazla iki haneli ABD Doları cent/kWh cinsinden teklif edilecek bedeli” şeklinde tanımlandığı gibi, madde 4 de açıkça “Teklif Fiyatı, sıfır veya başlangıç değeri -0,01 ABD Doları cent/kWh olmak kaydıyla eksi sayı şeklinde sıfırdan küçük verilebilir” hükmünü amir.

Neden sıfır teklif ettiler sorusuna anlamlı bir cevap bulabilmek için şunları bilmek şart:

  • Sıfırın altında tekliflere esas projeler için, teklif sahipleri, Piyasa İşletmecisine 10 yıl süreyle katılım bedeli ödeyecek (aylık net elektrik enerjisi üretimi*teklif edilen fiyatın mutlak değeri).
  • “Teklif Fiyatı sıfır veya sıfırdan küçük olan ilgili tüzel kişi, Kanun kapsamında YEKDEM’den yararlanmaması halinde, varsa katılım bedeli ödeme yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla, Kanunun eki (II) sayılı cetvelde belirtilen fiyattan da yararlanamaz” (Yönetmeliğin 4.maddesinin 6.fıkrası).
  • Teklif Fiyatı sıfır veya sıfırdan küçük olan ilgili tüzel kişi YEKDEM’e dahil olursa, üretilen elektrik enerjisi için para almayacak ve sadece kullanılan aksamların yerlilik oranları kapsamında yerli aksam desteğinden faydalanabilecek.
  • Bu projeler için öncelikle önlisans alınacak, önlisans süresi mücbir sebepler haricinde 24 ayı geçemiyor. Lisans alınmasını müteakip de, özel hükümlere derç edilen tesis tamamlama tarihine kadar santralin işletmeye alınması gerekiyor (uzatma olmayacağı varsayımıyla). Buna göre, projelerin önümüzde 4 yıllık bir zaman diliminde işletmeye alınacağını varsayabiliriz.
  • 2017 yılı nihai YEK listesindeki RES projelerine bakıldığında rüzgarda alınan en yüksek yerli aksam desteği 14 $/MWh.

Çıkarımlar

  • Elektrik fiyatları kWh başına 40-50 $/MWh civarında ve önümüzdeki 10 yıllık süreçte aşama aşama 55-60 bandına çıkması bekleniyor (göreceğiz).
  • 2017 yılı ay bazında saatlik fiyat tahmini ortalaması 43-44 $/MWh ve standart sapma 9-10 arasında. 288 adet veriye ilişkin histogram da aşağıdaki şekildeHistogram
  • Ekipman maliyetlerindeki azalma bu şirketlerin işine yarayacak, zira maliyetlerdeki düşüş LCOE değerlerini aşağı çekecek.
  • Histogram ve fiyat ortalamasında hareketle ihalede -15 $/MWh teklif veren şirketin, YEKDEM’e katılmayacağı (yerli aksam desteği çok düşük seviyelerde kalıyor) ve 30-35 $/MWh fiyatlarına razı olduğu sonucunu çıkartabiliriz (bu ihale kapsamında tesis edilecek santrallerin Rüzgar YEKA kapsamında kurulacak fabrikadan ekipman temin edemeyeceğini varsayımıyla). Teklif sahipleri, piyasa fiyatlarının 60’ı aşacağını da öngörerek ihaleleri almış olabilirler. Zira, LCOE hesabı yapmak için yeterli veriye sahip değilim ve 30-35 arası fiyat da pek iç açısı durmuyor. 
  • İlave bilgi: 2016 Haziran ile 2017 Mayıs sonu dönemi için RES’lerin MW bazında üretim gerçekleşmeleri azalan sırayla şu şekilde aşağıdaki şekildeÜretim gerçekleşme

Bataryalı elektrik araçları (BEV), sabit dolum istasyonlarının yaygın olduğu yerleşim alanlarında ve şehir içi kullanım için anlamlı olabileceği değerlendirilse de, bu durumda dâhi bataryanın şarj edilebilirliği ciddi sorun. Zira, aracın şarj edilmesindeki tek sorun şarj süresinin uzunluğu değil, bu sürenin uzunluğundan kaynaklı güvenlik sorunları da ortaya çıkacaktır. Kullanıcı deneyimi açısından bakıldığında da, şarj süresinin uzun olması nedeniyle, yönetilmesi gereken bir şey ile karşı karşıya kalındığı açıktır (insanların en az 30 dk aracı şarj etmek için araç başında bekleyeceği varsayılamaz). Bu hususların en fazla 10-15 dk’lık bir şarj ile makul bir batarya doluluk oranına ulaşılabilmesini sağlayacak şekilde batarya güç yoğunluğunda (power density) ulaşılmasıyla aşılacağı söylenebilir. Bu, Türkiye için özellikle önemli, zira, evde şarj imkânı çok düşük olacaktır burada. Gerçi, Norveç’te bile düşük olduğuna yönelik haberler okumuştum.

Neyse, soru şu: elektrikli araçlar ve şarj istasyonları kendi içinde başlı başına bir döngü var ve şarj istasyonları mı araç sayısını artıracak yoksa araç sayısıyla birlikte mi şarj istasyonu artacak? Daha doğrusu, hangisinin diğeri üzerinde etkisi var?

Mevzuya şöyle yaklaşalım; kara taşıtları ne için var? A-B arasını en kısa sürede (min kayıpla) gidebilmem için; ama elektrikli aralar bu imkânı sağlıyor mu? Duruma göre sağlayacak olsa da şarj ve süre yönetimi açısından çok ciddi eksikliği var. Ankara – İstanbul arasını 6 saatte alacakken, şarj için 2 sefer 1’er saat dursanız 8-9 saatte bu yolu almak ister misiniz?

Özetle, ben şahsen şarj istasyonunun elektrikli araç satışları üzerinde bir tık fazla etkisi olduğunu değerlendiriyorum. İlaveten, esas yaygınlaşmanın da, binek otomobiller açısından şehir içi kullanım maksatlı i) filo kiralama, ii) şehir içi yolcu taşımacılığı (İETT gibi) ve iii) hafif ticari araçlar (PTT, diğer posta şirketleri ve şehir içi teslimat yapan firmalar gibi) üzerinden gerçekleşeceği kanaatindeyim.


Akkuyu’nun %49’u Cengiz-Kolin-Kalyon ortaklığına devredilecek. Öte yandan, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, ülkesinin artık nükleer enerjiden uzak duracağını ve mevcut tesislerin ömrünü uzatmak için herhangi bir girişimde bulunmayacağını açıkladı.

28.04.2017

Paris’te düzenlenen International Oil Summit’te Bloomberg’e demeç veren OPEC Genel Sekreteri Barkindo, OPEC’in kesintisinin devam edip etmeyeceği konusunda şu ifadeyi kullandı: “consensus is gradually but steadily building”. Bunda sanırım Aramco’nun IPO’unun ve Rusya’nın etkisi büyüktür.

Aramco’nun CEO’su Amin Nasser da, petrolün global ekonominin dayanağı olduğunu söyledi ve yakın zamanda zirve yapacağına dair öngörülere karşı çıktı. IEA da 2040’a kadar petrol talebinin artacağını öngörmekte. Öte yandan, Total Baş Enerji Ekonomisti Joel Couse, elektrikli araç popülasyonundaki artışın petrol bazlı yakıtlara olan talebin 2030’larda zirveye ulaşmasına neden olacağını, Shell’in Baş Mali Sorumlusu Simon Henry de talepte 5 yıl içerisinde zirve görülebileceğini söyledi.

Henry’nin “5 yılda zirve görebilir” ifadesi çok iddialı olduğu gibi, “talep/forecast/prediction” söz konusu olduğunda, noktasal tahminlerden ziyade trendi daha çok önemsiyorum. Nitekim, IEA’nın 2000’lerde 2020’ler için GES için yaptığı tahminle, şimdilerde yaptığı arasında dağlar kadar fark var. O nedenle, bence petrol için 2020-25’leri görmek lazım; ama şirket olsam petrolsüz bir gelecek için yapardım planlarımı.


Blockchain konusunda yazıp çizmek lazım. Doğrulama ve takip (identifying – tracking) hususlarına getirdiği farklı yaklaşım dolayısıyla güvenlikli veri dağıtım zinciri olarak adlandırılan ve bir tür veri yönetim yapısı algoritması sunan blockchain geleceğin yıkıcı teknolojilerinden birisi olarak gösteriliyor. Blockchain’i Barış Sanlı zincir dizini olarak Türkçeleştiriyor. Bu konuda özellikle “ethereum” tabanlı teknoloji ön plana çıkıyor.

Blockchain denilince akla hemen bitcoin geliyor olabilir; ama alakası yok, teknolojinin katma değeri identifying – tracking konusunda olunca her alana uygulanabiliyor. Örneğin dün Venture Beat’ta çıkan haberde, Spotify’ın hak sahipleriyle telif haklarını eşleştirilmesi hususunda blokchain teknolojisi geliştiren ve 2016’da kurulan Mediachain’i satın aldığı yazılı.

Enerjiyle alakalı bakıldığında, akıllı şebekeyi ele alırsak, blockchain sisteminin temellerinden birisi akıllı sayaç olacak ve bu konuda çalışan UK merkezi Electron diye bir girişim var.

WEF’in 25 Nisan’da yayınladığı yazı da okunabilir.  


EnBW Almanya’da 900 MW gücündeki off-shore rüzgar enerjisi ihalesini sıfır fiyatla kazandı, yani projenin üretileceği elektrik enerjisi için sabit bir alım fiyatı yok. İkili anlaşma imzalanmadığı takdirde elektrik toptan satış piyasasına satılacak. Projenin 2025’te işletmeye geçmesi bekleniyor.

Dong Energy ise toplam 590 MW gücünde 3 adet sahanın ihalesini kazandı, bunlardan OWP West ve Borkum Riffgrund West 2 sahalarının alım garantisiz fiyatla, The Gode Wind 3’ü de 60 €/MWh bedelle kazandı.

Konuyla alakalı Energy Transition sitesinde çıkan yazıda, ihalelerin 1 tanesi hariç tamamının garanti fiyatsız sonuçlanması şu sebeplere bağlanmış;

  • 2025’e doğru 1 türbin 13-15 MW güçte olacak (ilk yatırım maliyetini düşürücü etmen).
  • Sahalar birbirine yakın olduğundan Dong Energy ile EnBW altyapı konusunda birlikte çalışabilirler.
  • 2023 sonrası Almanya nükleer kapatılmış olacak, 1 tane istisna hariç yolda kömür santrali de gözükmüyor. Spot baz fiyatlarını doğal gaz santralleri belirleyecek.

Önemli bir nokta: iletim hattı yatırımı ihale kapsamında değil.

Almanya’daki ikinci rüzgar ihalesi 2018’de.


WWF, Calvert Investments, CDP ve Ceres tarafından hazırlanan Power Forward 3.0 raporu kısa özeti (raporun tamamı için link):

  • Fortune 500 şirketlerinin %48’i bir veya daha fazla temiz enerji hedefine sahip (2014 yılındaki raporda bu oran %43).
  • Fortune 500’deki 190 şirketin yaklaşık 80 bin adet projesiyle sadece 2016 yılında 3.7 milyar $ tasarruf sağlanmış.
  • Fortune 100’deki şirketlerin %63’ü bir veya daha fazla temiz enerji hedefine sahip.
  • Google 2017 yılı içerisinde sıfır emisyon hedefine ulaşmayı hedefliyor. Salesforce Nisan ayında sıfır emisyon hedefine ulaştığını açıkladı.

Estonya, Tesla’nın Avrupa’daki Giga fabrikasının neden Estonya’da olması gerektiğine ilişkin yaratıcı bir video hazırlamış (haber de burada).

Bu arada, Elon Musk da Çin’e gitti ve Başbakan Yardımcısı Wang Yang ile görüştü. Görüşmenin içeriği açıklanmamış; ama Gigafactory için olduğu söyleniyor ki mantılı. Zira, Tesla’nın 2016 cirosunun 1 milyar dolardan fazlası Çin’den. Estonya yaklaşımı yeni nesil teşvik gibi, ISPAT’a örnek belki; ama potansiyel başka bir şey. Ne demiştik, Çin’in potansiyelinden soyutlanmak imkânsız. Türkiye’nin bu konudaki potansiyeli? Panasonic de 2015 sonunda duyurduğu Çin’deki ilk fabrikasının açılışını yaptı. Prizmatik tip formatta batarya hücre üretimi yapılacak olan tesis yaklaşık 400 milyon $ yatırımla kuruldu ve 200 bin araca batarya tedarik edeceği belirtilen tesisin 2018’in ilk çeyreğinde üretime başlaması bekleniyor.

Panasonic Çin

“28.04.2017” yazısını okumaya devam et

28.02.2017

SDG&E, AES Enery Storage işbirliğiyle 30 MW gücünde, 120 MWh elektrik depolayabilen dünyanın en büyük lithium-ion batarya depolama sistemini devreye aldı. Sistem, 24 adet konteyner içine yerleştirilen 20 bin modülden oluşan elektrik araçlarda kullanılana benzer 400 bin adet bataryadan oluşmaktaymış. SDG&E, 2030 itibariyle 330 MW’den depolama sistemi kurmayı hedefliyormuş.


JP Morgan COIN (Contract Intelligence) diye bir yazılım geliştirmiş ve bu sayede ticari kredi anlaşmalarını saniyeler içinde değerlendirecekmiş. Her yıl bu anlaşmalar 360 bin saat avukat ve kredi görevli zamanına mal oluyor. Firmanın teknoloji bütçesi 9.6 milyar $.

(ilk kaynak: @barissanli EAK).


AB rüzgar istatistikleri (veriler 2016 sonu itibariyle günceldir) (press release için)

  • 12.1 GW: Wind power capacity installed in the EU during 2016 (12.5 GW in 2015)
  • 153.6 GW: Cumulative wind power capacity in the EU end of 2016 (142 GW in 2015)
  • 487 GW: Wind power capacity installed worldwide end of 2016 (433 GW in 2015)
  • 12.4 GW: Cumulative offshore capacity in the EU end of 2016 (10.9 GW in 2015)
  • 302.6 TWh: Electricity production from wind in the EU in 2016 (301.8 TWh in 2015)

İstatistikler, Gloal Wind Energy Council’in 10.02.2017’de açıkladığı değerlerle çok az farklılık içeriyor.


Vitol Group ve yenilenebilir yatırım fonu Low Carbon Ltd. birlikte UK’de enerji depolamaya ve dağıtık enerji üretimine 250 milyon £ yatırım yapacaklarını açıkladı. Ortak girişimin ilk projesi de 2 adet toplam 50 MW kapasiteli lithium-ion depolama sistemi kurulması (kurulacak yerler: Cumbria and Kent). Proje, frekans tepkisi maksatlı (frequency response).