22.03.2018

Benim için haftanın haberi 283 Nissan Leaf bataryalarının SoH ölçüm sonucu. Araştırdığım ama sağlıklı bir bilgi alamadığım konuyu netleştirmiş oldum; bataryaları 80-20 şarj/deşarj aralığında kullanmak lazımmış. Haber şu şekilde (bkz), 2011-2017 yılları arasında üretilen 283 adet Nissan Leaf’in bataryalarının State of Health (SoH) durumu 1382 kez ölçülmüş. Ölçüm OBD aygıyı ve Leaf Spy uygulamasıyla yapılmış. 14 sayfalık rapordan (bkz) haberin dikkat çektiği kısım şu: 30 kWh kapasiteli bataryalar şarj/deşarj döngüsünden daha çok etkilenirken, 24 kWh kapasiteli olanlar zamandan daha çok etkileniyor. Geçtiğimiz yıl, çatı tipi güneş enerjisi sistemiyle bataryayı entegre etsek, kullanılacak bataryayı yüzde kaç doldurup, yüzde kaça kadar deşarj etmemiz lazım sorusunun cevabını bir türlü alamamıştım (ama ben de hesaplamalarımı 80-20 üzerinden yapmıştım). Zira, batarya kimyasal bir şey ve hakikaten zor; ama haberde, 30 kWh kapasiteli bataryaların şarj/deşarj döngüsünden daha fazla etkilenmesiyle alakalı şu ifadeler kullanılmış: Nissan 2014 sonrası modellerinde %80’e kadar şarj limitini kaldırdı ve kullanıcılar araçları %100’e kadar şarj edebilir hale geldi, böyle olunca da bataryalar daha hızlı degrede olmaya başladı ve batarya en sağlıklı şekilde %80-20 aralığında kullanılıyor. Ayrıca, %100’e kadar şarj, 30 kWh kapasitelide daha fazla hücre olduğundan ısınma nedeniyle de bataryayı kötü etkileyen bir şey.

Güncelleme: Şuradaki içerik ilgilisince kesinlikle okunmalı ve Cüneyt Bey’in LinkedIn paylaşımı altındaki yorumlar okumaya değer.


IEA’ya göre (bkz), enerji sektörü kaynaklı CO2 emisyonu 2017’de %1.4 artarak 32.5 gigaton ile tarihi zirve yaptı. Bu artışın 3’te 2’si Asya ülkeleri kaynaklı. ABD’nin salınımı düşerken, AB geneli olarak bakıldığında emisyonların arttığı görülmektedir.

Global enerji talebi ise 2017’de %2.1 artış göstermiş.


Günlük 7 milyon varil petrol ticareti gerçekleştiren dünyanın en büyük traderı Vitol şirketinin Başkanı (eski CEO’su), OPEC’in arz kısıntısını 2019’da da sürdürmesi gerektiğini söyledi. OPEC de, arz kesintilerinin etkilerinin ölçüm yönteminin değiştirilmesi konusunda Pazartesi günü Viyana’da toplantı yaptı.


Başbakan Binali Yıldırım, gaz dağıtım şebekesinin 62 milyon vatandaşa hizmet verir hale geldiğini söyledi. Bu, nüfusun yüzde 77’sine karşılık geliyor. Birleşik Krallık’ta da hanelerin yüzde 80’i doğal gazla ısınıyor.

Bu arada, OECD ülkelerinde gazın elektrik üretim amaçlı kullanım oranı Çin’e kıyasla yüksek (bkz).


Tesla’nın Güney Avustralya’da tesis ettiği 100 MW/129MWh batarya sistemi o kadar hızlı imiş ki şebekeye verdiği enerjinin %30-40’ı bedavaya gidiyormuş. Yani, Australian Energy Market Operator tarafından belirlenen standartlar nedeniyle Tesla şebeke operatörüne 200 mili sn ile 6 saniye arasındaki enerji nedeniyle fatura kesemiyor.


İsrail’in 2007 yılında Suriye’deki The Cube kod isimli, Deir al-Zour’a yakın konumdaki 40’a 40 mt en ve boya sahip 20 mt yüksekliğindeki nükleer tesise düzenlediği bombalı saldırıyla alakalı detaylar açıklanmış. Uçaklar, bombaları bıraktıktan sonra Türkiye sınırından da geçerek İsrail’e geri dönmüş (video burada).

Haberi ilk gördüğümde bombalı saldırı olduğu aklıma gelmemişti doğrusu.


Elimize gelen hayvansal atık kaynaklı bir biyokütle tesisi projesi nedeniyle, 2017 ve 2018 yılları nihai YEKDEM listesi verilerinden hareketle işletmedeki (kısmi işletmedekiler hariç) hayvansal ve/veya bitkisel atık kullanan tesislerin üretimlerine baktım. 10 projeden 9’unun kapasite faktörü tıpatıp aynı %79.9, bize önerilen tesis de aynı şekildeydi 🙂

Söz konusu 10 projeden 2 tanesi 2015 yılı içerisinde işletmeye alındığı için, 2015 yılı toplam üretimlerini, orantı yaparak elde ettim, kalan 8’i 2015’in 12 ayında üretim yapmış. Sonuç olarak şunu gördüm, 10 projenin ortalamasına göre, bu projeler 2015 yılında, lisansa derç edilen üretimin sadece %41’ini fiili olarak üretmiş. bu oran 2016’da %51.7 olmuş.

Bu sonuca göre, hayvansal atık kaynaklı biyokütle tesisleri HES’lerden çok daha kötü durumda ve belli ki atık temininde belli bir standardı yakalayamıyorlar. Hele ki projelerin yatırım maliyetleri kontrol edilememişse, yatırımcıların çok pişman olduklarını varsayabiliriz; ama kağıt üzerinde ise her şey çok iyi olmalı ki, neredeyse standart şekilde %80 kapasite faktörü öngörülüyor.

Biyokütle
Grafiğin açıklaması:
– Proje adedi: 10
– Projelerin ortalama kapasitesi: 3.05 MWe
– Projelerin lisansa derç edilen üretimlerine esas kapasite faktörü ortalaması: %81
– 2015 yılı fiili üretimlerin ortalaması, lisansa derç edilen üretimlerin ortalamasının yüzde %41’ine karşılık geliyor (örneğin, 6.4 MW’lık bir projede öngörülen üretim 44.8 GWh iken, söz konusu proje 2015’te 14.68 GWh üretim yapmış).
– 2016 yılı fiili üretimlerin ortalaması ise, lisansa derç edilen üretimlerin ortalamasının yüzde %52’sine karşılık geliyor (örneğin, 6.4 MW’lık bir projede öngörülen üretim 44.8 GWh iken, söz konusu proje 2016’da 22.3 GWh üretim yapmış).

Uber, Arizona’da bisikletli bir kadına çarpmış ve maalesef kaza ölümle sonuçlanmıştı. Tempe Polisi, yürütülen soruşturma kapsamındaki ilk açıklamasında, “gözüken o ki, kazada Uber’in hatası yok” minvalinde bir açıklama yapmış. Sylvia Moir, bisikletli kadının aniden yola daldığını söylemiş. Araç kameralarla çevrili malum, görüntüler yayınlansa da kararı biz versek. Yalnız, araç otonom modda olsa da şoförsüz değilmiş. Şoför de işe yaramadığına göre, bence direk Level 5 otonom araçlara odaklanalım, şoför varlığını şart koşmaya falan gerek yok.

Güncelleme: Video yayınlanmış dün, ben görmemişim (YouTube)

Uber’in otonom aracının kazasında yukarıdaki açıklamalardan bambaşka bir video ile karşı karşıya kaldığımızı düşünüyorum. Her türlü donanıma sahip, gece görüş özellikli bir XC90, normalde reklamlara bakarsak otonom özellikli olmayan haliyle bile yaya görünce fren yapması gerekirken, kadına bodoslama dalıyor. Gece görüş sistemi de pasif halde mi nedir çok ilginç, kadın 2 şeritli yolun 3/4’lük kısmını tamamladığı halde sistem kadını farketmiyor. Hiç fren yapmadan üstelik. Çok yazık. Şoför koltuğuna oturtulan kişi de o kadar kilolu ki maalesef, reflekslerinin güçlü olmasını beklemek de saçma olurdu. İlginç.

#WorldWaterDay: 1993 yılında BM Genel Kurulu’nca bugün Dünya Su Günü olarak ilan edildi.

IEA World Energy Outlook 2017

IEA World Energy Outlook 2017 (#WEO17) yayınlandı. Fatih Birol, attığı twitte IEA’nın global enerji sektöründe 4 devrim niteliğinde değişiklik öngördüğünü söyledi:

  • ABD, tartışmasız şekilde gaz ve petrolde lider olacak.
  • Güneşten elektrik üretimi en ucuz kaynak olmaya doğru gidiyor.
  • Çin’in yeni ekonomik modeli temiz enerjide büyümeye işaret ediyor.
  • Gelecek elektrikte.

07 Kasım’da 64.65 $/bbl değerine ulaşan Brent petrol, IEA’nın #WEO17 raporu sonrası da %1 kadar düştü, şu sıralar 61-62 arasında işlem görüyor. Petrolün IEA raporu sonrası gerilmesinde, IEA’nın;

  • Petrol talebindeki büyüme artışını 2017 için günlük 100 bin varil azaltarak günlük ortalama 1.5 milyon, 2018 içinse günlük 1.3 milyon öngörmesi,
  • 2018’in ilk çeyreğinde günlük 600 bin varil arz fazlası yaşanacağını söylemesi (IEA’ya göre, OPEC harici ülkelerin petrol üretimi 2018’de günlük 1.4 milyon varil artacak),

etkili oldu. Tüm bunlar, OPEC’in 2018 yılı değerlendirmesiyle ters (haliyle).

IEA değerlendirmeleri sonrası OPEC’in, Mart 2018’de sona erecek kısıntıyı uzatma ihtimalinin daha da arttığı değerlendirilebilir gibi geliyor bana; ama Rusya’nın da henüz ikna edilmediğini not edelim (bkz).

ABD’nin gaz ve petrol liderliği hususu: IEA’ya göre, ABD’nin petrol üretimi 2027’ye doğru, geçmişte olmadığı hızda artacak ve 2027’de ABD’yi net ihracatçı yapacak, yani, ABD ithal ettiğinden daha çok petrol ihraç edecek. ABD’nin LNG’de de 2020’lerin ortasında Katar’ı geçmesi bekleniyor.

Güneşten elektrik üretimiyle alakalı: IEA’nın baş ekonomisti, geçtiğimiz günlerde, rüzgar ve güneşte seviyelendirilmiş maliyetlerin artık önemsiz olduğunu söylemişti.

Petrol talebindeki büyüme hızında azalma: Yukarıda değinildiği üzere, IEA, petrol talebindeki artış hızının 2017’de günlük 100 bin varil azalacağını tahmin ediyor, bu, sektör için kasvetli bir tahmin, zira fiyatlara etki ediyor; ancak Morgan Stanley’in The Return of the Geopolitical Risk Premium başlıklı raporunun yazarları, global ekonomik iyileşmenin petrol talebinde artış getireceğini ve Brent petrol fiyatının da 2018 ikinci çeyrek itibariyle 63 $ seviyelerinde seyredeceğini değerlendiriyorlar. Raporun yazarlarına göre: arzın talepten fazla artması ve bu farkın günlük 2 milyon varile ulaşması petrol fiyatlarını jeopolitik risklere karşı korudu; ancak bu yıla kadar, OPEC kısıtlaması sonrası günlük arz 300 bin varil azaldı ve OECD stokları 190 milyon varille 5 yıllık ortalama değerine geriledi ve yazarlar, söz konusu daralmanın, i) artan petrol talebinin ve ii) azalan ABD shale gaz üretiminin düşük seyretmesinin etkileriyle 2018’de de devam edeceğini bekliyor. Ancak, IEA, 2018’in ilk çeyreğinde, arzın talepten 600 bin varil/gün daha fazla olacağını ve buna ikinci çeyrekte 200 bin varilin daha ekleneceğini öngörüyor. Morgan Stanley raporu ile IEA WEO17 birbirinin aksi değerlendirmelere sahip.

Petrol talebi, 2040’ta günlük 105 milyon varile kadar ulaşacak; ama bu talep ağırlıkla petrokimya sektörü kaynaklı olacak ve otomobil kaynaklı talep gittikçe düşecek ve 2015-2020 arasında otomobil kaynaklı talep 1.3 milyon varil/gün artarken, 2020-2025 arasında 0.1 milyon varil artacak ve takip eden yıllar talep yönü negatif olacak.

LNG: Barış Sanlı’nın EAK paylaşımına göre (sunum), ABD’den AB’ye LNG girişini engellemek için Rusya’nın tek tük girebileceği fiyat savaşına ilişkin bilgi verilmiş ve uzun vadede 5.5 cent/mmbtu’nun en kârlı fiyat olduğu ifade edilmiş. IEA da, ABD LNG’siyle Rusya’nın boru hattı gazı birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda demiş. Bu durum petrol fiyatları için yapılan “lower prices for longer” tabirini hatırlattı bana da.

Not: WEO17, bir tahmin aracı değil; bunun yerine, çeşitli politik varsayımlara dayanılarak hazırlanmış projeksiyonlar içerir. Bunu Fatih Birol özellikle vurguluyor.

Sonuç olarakPetrol fiyatların, 07 Kasım’da son 2 yılın zirvesine ulaşmasında, i) Arabistan’da yürütülen yolsuzluk (?) operasyonu ve ii) IKBY’nin düzenlediği referandum sonrası yaşanan gelişmelerin etkisi var. Hatta, Venezuela’nın günlük ortalama petrol üretiminin Ekim’de bir önceki aya kıyasla 130 bin varil azalarak 28 yıldır ilk kez 2 milyon varilin altına inmesini de unutmamak gerek. Bu noktada, Morgan Stanley’in raporunda iddia edildiği üzere, petrolün jeopolitik risklerden etkilenmediğini söylemek zor. Dahası, IEA’nın da ifade ettiği üzere (bkz), jeopolitik bir durum yaşanmaması halinde, petrol fiyatlarının 50 yerine 60$ ve üzerinde tutunması bağlamında “yeni bir normal” durumdan bahsedemeyiz (okumak isteyenler için Kuwait Times’da çıkan benzer bir yazı). Dolayısıyla, petrol fiyatlarının 65$ seviyesinin üstüne çıkmaması ve 60$/bbl altına hatta düşmesi Türkiye için iyi bir şey, hele ki TL’nin yabancı para birimleri karşısında değer kaybettiği bu zamanlarda. Kur daha fazla yükselmezse, Türkiye spot elektrik piyasası fiyatlarının, diğer faktörler dikkate alınmadığı durumda, yükselmeyeceğini de söyleyebiliriz sanırım.


Diğer gelişmeler

  • Çin’in beklenenden daha az büyümesi maden fiyatlarını düşürdü ve madencilik şirketleri de değer kaybetti. Örneğin, li-on bataryalarda da kullanılan nikel elementi 01 Kasım’da Haziran 2015’ten bu yana en yüksek değerine ulaşmıştı (tonu 13 bin $); ama kayıp bu yükselmeyi götürdü.
  • Noble Gruop, borç yükünün şirketin batmasına neden olabileceğini ve yeniden yapılandırma için bankalarla görüşmelere başladığını duyurdu.
  • ENI, Qatar Petroleum ile Umman’daki block 52 sahası için arama ve üretim iş birliği anlaşması imzaladı.
  • Japonya ve Vietnam da enerji alanında MoU imzaladı.
  • Almanya’da koalisyon görüşmelerinde Yeşiller Partisi ile Merkel’in partisi anlaşamıyor; Merkel’in müzakerecileri 5 GW güçte kömür azaltılabileceğini söylerken Yeşiller Partisi, bunun, emisyon hedeflerinin yakalanmasını sağlamayacağını ve 8-10 GW kömür kapasitesinin devre dışı kalması gerektiğini ifade ediyor. Alman Çevre Bakanlığı iç yazışmalarına göre de 2020’de Almanya iklim değişikliği hedefini %5 kaçıracak (bazı analizlere göreyse %10).
  • Tamamı Avrupa merkezli sigorta şirketleri kömür yatırımlarıyla finansal bağlarını ya tamamen ya da kısmen sonlandırıyor (rapor burada).
  • Londra, elektrik direklerini şarj istasyonu olarak kullanmak suretiyle şarj ünitesi altyapısını genişletmeyi planlıyor. Güzel fikir. Müstakil bina eksikliği nedeniyle araç şarjında yaşanacak sıkıntıları azaltabilir bu.
  • ETD, elektrikte serbest tüketici limiti (2400 kWh/yıl) kalksın demiş. Kalksın tabi de, kalksa ne olacak anlamadım.
  • EnerjiSA (Sabancı Holding ve Alman E.ON’un iştiraki), ek satışla birlikte toplam yüzde 20 hissenin ortak satışı yoluyla halka arzı için SPK’ya başvuru yaptı. İş Yatırım, Sabancı Holding’in net aktif değerinin yüzde 17’sini oluşturan EnerjiSA’yı 2.9 milyar USD olarak değerlediğini söyledi.
  • Avrupa’nın buğday rekoltesi bu sene %25 azalırken Rusya’nınki %20 arttı.