11.08.2017

#GününSözü: “Bundan sonraki yatırımların konvansiyonel olmaması gerektiğini düşünüyorum. Dünya artık bizim için olan bir dünya değil. Bu Elon Musk’ların, Apple’ların Google’ların dünyası. Onlar geliyorlar” – Hamdi Akın (kaynak)


Hindistan ve Çin gibi ülkelerde araç kullanım alışkanlıkları farklı. Mesela, Hindistan’da satılan elektrikli motorlu araçların %80’i mobilet ve scooter (2016’da satılan 22 bin elektrikli aracın sadece 2000 tanesi 4 tekerlekli, yani %9’u). 2020’de dünyanın en büyük 3. elektrikli araç pazarı olmayı hedefleyen Hindistan 2 tekerlekli elektrikli araçlara 455$, 3 tekerlekli araçlara 955$, 4 tekerlekli araçlara da 2160$’a kadar destek sağlıyor. Ancak, buna rağmen ülkenin elektrikli araç adaptasyonu düşük, zira en bilinen 4 tekerlekli araç olan Mahindra e2o’nin fiyatı 12530$ iken, Maruti Suzuki Wagon R fiyatı 7830 $. Ülkenin en çok satan elektrikli motorsiklet markası Hero Electric. Rakibi olan Emflux Motors saatte 170 km hıza ulaşabilen motoru piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Not: İyi bir elektrikli bisiklet (pedelec) 2 bin €’lardan (>10 bin lira) başlıyor (örneğin Scott marka). Çok niyetlenmiştim de bu nedenle vazgeçmiştim.


Elektrikli araçlarla şebekenin ve hatta araç sahibinin mutualist ilişkisi

Nissan ve Enel SpA elektrikli araçların fazla enerjisini şebekeye basarak para kazanmasıyla alakalı Danimarka’da bir proje yürütüyor. Buna göre, araç sahipleri yılda 1530$ kazanabilirmiş. Benzer bir şeyin İngiltere’de olabilmesi için şirketin araç sayısının en az 150 olması gerekiyor, o nedenle, bu tarz bir getiri şimdilik sadece Damimarka’da mümkün.

Bu arada, haberde yer verilen grafik, Bloomberg’in 2038’de elektrikli araç satışlarının içten yanmalı motor satışlarını geçeceği tahminini gösteriyor.

Muhtelif elektrikli araç haberleri

  • Mercedes’in UK perakende şirketi Twitter üzerinden sorduğu “With electric cars increasing in popularity, we’d love to know if you would consider switching to an electric car?” sorusuna verilen cevaplar ezici şekilde ALIRIM olmuş. Şu ise efsane: already switched.
  • Daimler, Almanya merkezli Volocopter startup’a 25 milyon € yatırım yaptı. Şirket, Autonomous Air Vehicle üzerine çalışıyor ve ilk denemelerini bu yılın sonunda Dubai’de yapmayı planlıyor (YouTube).
  • Tesla’nın 35 bin $’lık Model 3‘ünden sonra, Nissan Leaf’in 2018 base modelinin 29900 $ fiyatla piyasaya sürüleceği sızdırılmış.
  • İsrail’li MobilEye’ı 15 milyar $’a satın alan Intel, 100 adet yeni otonom aracı test edeceğini duyurdu.
  • Musk, elektrikli araç şarj istasyon adedinin önemli ölçüde artırılması konusuna odaklanacaklarını Twitter üzerinden açıkladı. Bunun haber yapıldığı Electrec sitesinde, buna en önemli sebep de apartman sakinlerinin şarj istasyonlarına erişimde yaşadığı sıkıntı gösterilmiş. EV konusunda yazdığım yazılarda buna değinmiştim.

Taksi plakalarının ederi bundan 5-10 yıl sonra ne olacak? İstanbul’da bir taksi plakası bugün 1.5 milyon TL.

Peugeot’un ana şirketi PSA Group, İspanyol partneri Eysa’nın ortak girişimi Emov şirketi, Madrid’te 5 ayda 100 bin müşteriye ulaştı. Emov ile dakikalık veya 4-5 saatlik ya da günlük Citroen C-Zero model elektrikli araç kiralanabiliyor. Daimler’in Car2Go girişimi Madrid’de 160 bin aboneye sahip. Car2Go fiyatlaması şu şekilde: dakikası 21 €cent (Madrid’de), Berlin’de 24, Stutgart’ta 29 ve Amsterdam’daysa 31. Daimler’in araç sayısı sanırım 1000 taneymiş. 1000 araçla 160 bin kişiye hizmet vermişler. Daimler’in 70 aracı 2015 sonu ile 2016 Nisan arasında taksicilerin hışmına uğramış. Uber’le de benzeşen bu gibi şeyler Türkiye’de de gelişecek; ama Uber gibi değil de araç kiralama yöntemiyle yasal yollarla faaliyet gösterdikleri takdirde gittikçe azip hale gelecektir. Bu da taksi plakalarının değerini elbette aşağı çekecektir. İlgili oda Uber’i sessizce izleyip Avrupa’daki gibi ortalığı ayağa kaldırıp Uber’in her kesime yaygınlaşmamasını sağladı ve arka planda Polis güçleri de yakaladığı Uber araçlarına cezayı kesti. Ama, ironik şekilde devletimizin guzide bir kurumu olan Kızılay çok yenilikçi bir şekilde Uber’le işbirliği yaptıydı.

Neyse, taksicilerin odası belli ki akıllı, ama iş modeli geliştirmeye odaklanmalılar bence.


Okan Yardımcı’nın farklı kaynaklara göre Türkiye’nin gaz tüketimini gösterir tablo paylaşımı ilginç; çünkü EPDK’nın verileriyle BP’ninki arasında ciddi fark var (örneğin 2016 yılı EPDK 46.4 milyar m3 tüketim var derken BP 42.11 demiş) ve bu fark basınç veya dönüşüm faktörü şeklinde izah edilecek gibi değil. BP’den cevap bekleniyormuş.


Önceki gün burada paylaşılan grafik lityum üretiminde Avustralya ve Şili’nin ilk sırayı aldığını gösteriyor. Ancak, grafiğin sağ sütunun rezerv miktarlarının verilmesi ve dip toplam için kullanılan “world total” ifadesi bence yanlış okumalara sebep olabilir (USGS de benzer grafiklere sahip, Bolivya’dan metin kısmında bahsetmişler). Zira, Bolivya, 9 milyon tonu aşkın lityum rezerviyle, dünyanın en çok lityum rezervine sahip ülkesidir. Ancak, buradaki lityum Şili’dekine kıyasla 3 kat fazla magnezyum içerdiği için çıkartması ve rafinajı pahalıdır.

Bolivya Hükümeti dünya lityum rezervinin %70’ine sahip olduğunu iddia ediyor.


Iberdrola’nın İngiltere’deki elektrik şirketlerinden Scottish Power Renewables 1.2 GW kapasiteli deniz aşırı rüzgar (offshore wind) projesi için planlama izni aldı.

Ancak, İngiltere’de elektrik piyasasında tüketiciler açısından işler iyi gitmiyor; British Gaz, elektrik abonelerinin standart tarifesini 15 Eylül’den itibaren %12.5 artıracağını açıkladı. Bu artış, duel fuel abonelerinde %7.3 olarak gerçekleşecek. Alman Innogy’nin (RWE spin-off) N-Power da 2017’nin ilk yarısında zarar yazmış ve zorluğu giderek artan piyasa şartlarını da gerekçe göstermiş (subsidising renewable energy generation and fitting digital smart meters in homes). Innogy markası “innovation”, “energy” ve “technology” kelimelerinin mütemmim cüzü olarak 2016 Nisan’da kurulmuş ols da, kimse piyasadan büyük değil 🙂


IHS Markit, lityum ion batarya modüllerinin 2019 yılı itibariyle 200 $/kWh seviyesine düşeceğini, küresel depolama hacminin bugünkü 4 GW kapasiteden 2025’te 52 GW’a yükseleceğini tahmin ediyor.

Bu konuda tahminde bulunmak bence araç stoğu tahmininden daha zor; ama ortak aklın (eğilimin) bir göstergesi olarak değerlendirdiğim için paylaşıyorum.


İklim ve enerji uzmanı Önder Algedik tarafından hazırlanan Kömür ve İklim Değişikliği 2017 Raporundan (tamamını okuyamadım):

  • 7 yerli banka 9 GW kurulu güce sahip termik santrallere kredi sağladı.
  • Türkiye’nin kömür ithalatı 1990’da 54.5 milyon ton iken, 2015’te 93 milyon ton
  • 1990’da toplam 5.2 GW kömür kurulu gücü vardı ve bunun tamamı linyit kullanıyordu, bugün 16.7 GW güce sahip 62 adet kömür santrali faal ve bu kapasitenin 7 GW’ı linyit kullanıyor. Lisans almış ve inşa halindeki 9.4 GW’lık 20 santralin ise 7.6’sı ithal kömür yakacak. İlaveten, önlisans almış toplam 6.3 GW güce sahip 12 santralin 9 tanesi (6.3 GW) ithal kömür yakacak. Özetle, yerli 5 GW güçte projeye karşılık 20.2 GW ithal proje var (inşa halinde ya da proje aşamasında). Santrallerin tamamlanmasıyla kömür kurulu gücü 41.9 GW olacak.
  • 2016’da yerli kömür santrallerinin ürettiği elektriğin 185 $/MWh bedelden alınması eleştirilmiş ve karşı argüman olarak 2016 yılı fiyat ortalamasının 144 olması gösterilmiş; ancak, 185’lik fiyat santralin ürettiği elektriğin bir kısmına sağlandı, yazar tamamına sağlandı gibi anlatmış.
  • YEKA sonrası fiyatlara da değinen yazar, kömürün rekabetçiliğinin azalmasından vs bahsetmiş; ancak neden böyle her şey sanki sihirle olacakmış gibi eleştiriliyor anlamak mümkün değil. Kömür bugün itibariyle ve bundan sonra uzun yıllar da, ülkelerin durumlarına göre üretimde önemli bir görev ifa edecek (bkz: Almanya, Avustralya, Polonya, Çek) (bkz: kapasite piyasası). Şuna değineyim; Almanya Temmuz başında elektrik üretiminde %37.6 yenilenebilir oranına ulaştı (hatta ihraç edilen elektrik de dikkate alınırsa bu oran %42). Bu, rüzgar ve güneş üretiminin yüksekliğinden kaynaklı ve bakıldığında 2020 hedefine şimdiden ulaşmak gibi yorumlanabilir; ancak kazın ayağı öyle değil ve 2020’ye gelindiğinde de hemen hemen bu oranlarda seyredecek oran (detay için bkz).

Rusya’dan Zarubejneft, Türkiye’den Unit International ve İran’dan Ghadir, petrol ve gaz yataklarını geliştirme projeleriyle ilgili ortak yatırım anlaşması imzaladı.


Teşvik

Dünya Gazetesindeki habere göre; enerji ve madencilik sektörlerinde Ocak-Haziran döneminde, 1371’i enerji ve 93’ü madencilik olmak üzere toplam 1464 projeye yatırım teşvik belgesi verildi. Enerji ve madencilik sektörlerinde gerçekleşecek yatırımlar için geçen yıl Ocak-Haziran döneminde 1171 teşvik belgesi düzenlenmişti. Buna göre, geçen yılın aynı dönemine %25 artış kaydedilmiş oldu.

Öte yandan, İş Bankası Elektrik Üretim Sektörü Raporu‘na göre; teşvik belgeli enerji yatırımlarında yerli yatırımın 2013 yılında 29 milyar TL ile zirve yaptığını, yabancı yatırımın ise 2015 yılında 24 milyar TL ile zirve yaptığını görüyoruz. Bankaya göre, 2015 yılındaki teşvikli yabancı yatırımın zirve yapmasında EBRD, Goldman Sachs ve SOCAR gibi firmaların yatırımlarının etkili olduğu düşünülmektedir.


Risk sermayedarları kripto para birimlerinde ne görüyor? Bu arada, BTC, gün içerisinde tarihi zirvesini 3500$’ı geçerek yeniledi, Goldman Sachs’ın tahmini 3900’ler. Şurada da (Zerohedge) ana akım medyanın Bitcoin’i anlamayışıyla alakalı bir yazı var. Kripto yakıt Ethereum’n (ETH) BTC bu kadar artarken artmamasını anlayamadım yalnız 😦

Blockchain ile alakalı Mckinsey’den bir yazı da burada.


Farklı bir haberle gündemi sonlandıralım, Rekabet Kurumu beyaz et üreticisi 19 teşebbüs ile ilgili 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi (rekabetin ihlali) kapsamındaki delilleri ciddi bularak soruşturma açılmasına karar verdi.

ABD Paris Anlaşması’ndan Çekildi

ABD Paris Anlaşması’ndan çekildi

Trump beklenen açıklamayı yaptı (video). Buna göre, BM Genel Sekreterliği, ABD’nin çekilme talebini en erken 4 Kasım 2019 tarihinde kabul edebilecek. Mehmet Emin Birpınar’ın belirttiği üzere, kararlarda oy birliği şartı olduğu için ABD resmen çekilene kadar karar alınamaz.

Trump, Anlaşmayı şu nedenlerle eleştiriyordu: ABD’ye diğer ülkelere eşit koşullar sağlamıyor ve Ulusal Ekonomik Araştırma Derneği’nin araştırmasına göre, Anlaşma’nın taahhütleri, 2040 itibariyle kağıt üretimini %12, çimento üretimini %23, demir ve çelik üretimini %38, doğalgaz üretimini %31 ve kömür üretimini %86 azaltacak. Bunun ekonomiye kaybedilen üretim açısından maliyeti 2040 itibariyle yaklaşık 3 trilyon dolar ve 6,5 milyon endüstriyel istihdam olacak.

Dönüşümü asla kabul etmeyen, statükocu bir yaklaşım gibi. Kömür diye bir şey mi kaldı (coal is dead). Kömür geri getirilebilir mi, getirsen bile diğer ülkeler dönüşüyor, sen yerinde mi sayacaksın? Merak ettiğim tek şey, Trump’ın hangi rasyonel saikle bu kararı aldığı!

AB tepkili: İtalya, Fransa ve Almanya ortak tepki gösterdi: “Biz, Fransa, Almanya ve İtalya’nın hükümet ve devlet başkanları olarak, ABD’nin iklim değişikliğine ilişkin evrensel anlaşmadan çekilme kararını esefle karşılıyoruz. Paris Anlaşması, iklim değişikliğiyle etkin ve zamanında mücadele etmek ve 2030 sürdürülebilir kalkınma hedeflerini uygulamak için ülkelerimiz arasındaki iş birliğinde temel olmayı sürdürüyor.”

BM tepkili: “ABD’nin kararının, sera gazı emisyonunun azaltılması ve küresel güvenliğin artırılması amacıyla sergilenen çabalar için büyük bir hayal kırıklığı”

Konuyla ilişki diğer gelişmeler:

  • Çin yeni kömür santrali izinlerini durdurdu.
  • Çin ile AB, ABD’den kaynaklanacak boşluğu doldurmak üzere güçlerini birleştirmeye karar vermiş. Sırrı Uyanık’ın twitlediği üzere, “Bugünleri de görecekmişiz. Avrupa+Çin ABD ye karşı Paris Anlaşmasına sahip çıkıyor.”
  • UK kendini nasıl konumlandıracak acaba (hatırlatma: bazı belgeler ortaya çıkmıştı)?
  • Almanya’nın ne yapmaya çalıştığı belirsiz. Almanya’nın da iklim değişikliği konusunda müphem davranıyor ve Merkel bu konuda iki yüzlülükle itham ediliyor, zira, nükleer phase-out süreci ortaya konulmasın rağmen, elektrik üretiminin %44’ünü kömürden karşılayan Almanya, 2016’nın sonunda yayınlanan Climate Action Plan’da 2030 itibariyle enerji sektörünün emisyonları 1990’daki seviyeden %61-62 daha aşağı çekmesi planlanmış olsa da, kömür santrallerinin devreden alınışıyla alakalı olarak spesifik detaylara raporda yer vermemişti. Almanya kısa ve orta vadede kömürün elektrik üretimindeki payını azaltma konusunda çok istekli görünmüyor. Zira, linyit kapasitesinin rezerv olarak tutulması ana politikalardan birisi.
  • Rusya Paris Anlaşmasının, önemli ülkelerin katılmaması durumunda etkinliğinin azalacağını söyledi ve Anlaşmanın arkasında durduğunu söyledi.
  • ABD’de 3 tane kömür santrali kapatıldı.

Ukrayna’nın Rus Gazprom aleyhine Stokholm Ticaret Odası Tahkim Enstitüsü’nde açılan davada, mahkeme “al ya da öde” kuralını iptal etti. Sohbet Karbuz’un yorumu burada.

Dava hakkında:  Gazprom, Naftogaz’dan $47.1 milyar (Ukrayna GDP’sinin yarısı), Naftogaz da Gazprom’dan $30 milyar talep ediyor. Mahkeme, aşağıdaki 3 hususta da Naftogaz’ın lehine karar verdi:

  • Ukrayna almadığı gaz için ödeme yapması gerekmiyor, “al ya da öde” klozu hükümsüz kılınıyor.
  • Mahkeme fiyat formülünü gözden geçirerek Avrupa gaz merkezlerinde piyasa fiyatlarına bağladı.
  • Mahkeme, yeniden gaz geri ihracatı yasağını kaldırmaya karar verdi.

Gazprom’un tazminat ödeyecek olup olmadığı daha sonra kararlaştırılacak ve Ukrayna’nın transit geçiş için daha fazla ödeme talebi daha sonraki bir tarihte kararlaştırılacak.


Çin, Suudi Arabistan’dan aldığı petrole Yuan ile ödeme yapmak istiyor. Çin’in petrol ithalatı 2011-2013 arasında günlük 5-6 milyon varil iken, 2017’de 8’i geçmiş ve Arabistan Rusya’dan sonra en çok ihtalatın yapıldığı ülke.


Intel CEO’su İsrailli MobilEye şirketine 15.3 milyar $’ı “geleceğin arabasının gittikçe daha fazla server’e benzeyeceğini” üşündüklerinden verdiklerini söylemiş. Neden elektrikli araba aldığı sorulan yaşlı bir ABD’linin şöyle dediğine denk gelmiştim: “it’s a computer or wrapped with a car …”, “technology and everything involved with…”.

09.05.2017

İsrail merkezli MobilEye firması bilindiği üzere Intel tarafından 15.3 milyar $’a satın satın alınmıştı. Şirket, çarpışma önleme konusunda piyasanın %70’ini domine etmekle birlikte, oto-pilot özelliği konusunda Tesla ile yaptığı işbirliği, Tesla Model S’in Ekim 2015’teki kazası sonrası sonlanmış ve iki taraf da birbirini suçlamıştı.

Tesla, sadece 6 ay içerisinde MobilEye şirketinin otopilot özelliğinin kendi tescilli versiyonunu geliştirdiğini duyurdu.

Bu husus tıpkı ambargoların Türkiye’yi bazı askeri teknolojileri geliştirmeye zorlamasına benzemekle birlikte, esas önemlisi 6 aylık kısa geliştirme dönemi. MobilEye’ı satın almak 15.3 milyar $; ama Tesla’nın geliştirme masrafı sadece milyon $ mertebesindedir (elma-elma kıyaslama olmasa da herhangi bir firmanın herhangi bir konuda yetkinlik elde etmek için illa ki satın alma yapmak zorunda olmadığını çok iyi gördük kanaatindeyim).


2017 Nisan itibariyle 33979 adet şarj istasyonu işleten (500 tanesi DC fast charger) ABD’li ChargePoint şirketi, şarj istasyonu ihtiyacının %80 oranda ev ile iş ve %20 oranda halka açık yerlerde olacağını öngörüyor.

Ders almalı sanırım; ama İstanbul gibi bir yerde araç park sorunu düşünüldüğünde ABD örnekleminin ülkemize pek uyarlanabileceğini söylemek güç gibi. Nitekim, Tesla’nın Avrupa Superchargers haritasında Türkiye’ye tekrar yer verdiği haberinde de ana arterlerin seçildiği gözükmektedir.


TED’de konuşan Elon Musk, bu sene büyük ihtimalle 4 yeni Gigafactory ilan edeceklerini ifade etti ve lokasyon seçimine dair “We need to address a global market” dedi. ISPAT Tesla ile görüşüyordur umarız. Tesla Türkiye de geçtiğimiz günlerde, Avrupa Supercharger Haritasında Türkiye’ye yeniden yer vermiş (10 farklı yerde şarj istasyonu öngörülmüş).

Bir diğer husus da, Eylül ayında piyasaya sürülmesi beklenen solar roof sisteminin garantisi için Musk’ın “ömür boyu olmasını düşündük” demesi. Bunu paylaşma nedenim; solar roof konusunda daha önce Dow Chemical gibi dev şirketlerin başarısızlığı ortada ve Musk da başarısız olmamak adına olsa gerek, dönemin ivmesini de arkasına alıp alışılmışın dışında yaklaşımlar sergilemeye devam ediyor.


2016’nın en büyük özelleştirmesinde imzalar atıldı. Zülfikarlar Holding’in iştiraki olan Turkuaz Petrol, Türkiye Petrolleri Petrol Dağıtım A.Ş. hisselerinin tamamını 490 milyon TL’ye satın aldı.


Automobile Association of America bir araştırma yapmış. Buna göre, 30 milyondan fazla Amerikalı yeni aracını elektrikli tercih edeceğini söylemiş. İlginç şekilde, elektrikli araca ilgiyi %87 oranında çevresel hassasiyet, %62 oranında uzun dönemde maliyetinin azlığı, %52’si son teknoloji olması gibi sebepler ifade etmiş. Çevresel hassasiyetinin bu kadar yüksek çıkmasını ilginç buldum.

Gelecekteki araç tercihinin elektrikli olacağını söyleyenlerin yüzde kaçı gerçekten elektrikli araç satın alır acaba?

13.03.2017

Intel, otonom sürüş teknolojisi geliştiren İsrail’li MobilEye firmasını 15.3 milyar $’a satın aldı. MobilEye, MobilEye ve Intel BMW ile halihazırda işbirliği içerisinde ve bu yılın ikinci yarısında 40 adet self-driving aracı piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. MobilEye ile BMW, 2021’de ilk tamamen otonom araç için işbirliği içerisindeler.

1999’da kurulan MobilEye firmasına Goldman Sachs 2007’de 130 milyon $ yatırım yapmış, şirket 2014’te New York Borsasında işlem görmeye başlamış (piyasa değeri 10.6 milyar $). Şirket, çarpışma önleme konusunda piyasanın %70’ini domine etmekle birlikte, oto-pilot özelliği konusunda Tesla ile yaptığı işbirliği, Tesla Model S’in Ekim 2015’teki kazası sonrası sonlandı ve iki taraf da birbirini suçlamıştı.

Bu satınalma sonrası, Bosch (ve Autoliv ile Continental) kendi görüş teknolojisini (visual technology) geliştirmeye bağlı kalacağını açıklarken, Valeo, MobilEye’ın teknolojisini kullanacağı söyledi. Bosch, Nvidia ile komplex trafik şartlarını handle edebilecek AI yazılımı geliştirilmesi konusunda çalışıyor.


JinkoSolar (%20), Marubeni (%20), and the Abu Dhabi Water and Electricity Authority (ADWEA) (%60) ortaklığında kurulan bir SPV Abu Dabi’ye 120 km mesafede 1177 MW gücünde kurulacak GES (Sweihan PV) için 25 yıllık PPA imzaladı. GES’in ticari işletmeye 2019’da geçmesi bekleniyor. Elektriğin tamamı ADWEA’nın %100 sahibi olduğu ADWEC elektrik şirketine satılacak. Marubeni’nin basın duyurusu linki.


Google’ın 2014’te 400 milyon £’a satın aldığı DeepMind isimli AI şirketi, UK’nin enerji faturasını %10 düşürebileceğini iddia ediyor. Üstelik, DeepMind’ın CEO’su, ilave herhangi bir altyapı gerektirmeksizin, yani sadece optimizasyonla bunun başarılabileceğini söylemiş. Bunun nasıl başarılacağına dair detay yok; yani talep tarafı katılımı mı sağlanacak, yoksa sadece elektrik olarak bakılırsa üretim-depolama-tüketim entegrasyonu mu sağlanacak bilemiyorum; ama ortada bir iddia var. Haberde, FT’de daha önce yayınlanan bir yazıdan hareketle, yenilenebilir kaynakların optimum şekilde şebekeye entegrasyonu konusunda bir yol takip edileceğini varsayabiliriz, yani bir tür smart grid (akıllı şebeke) (haberdeki tam ifade: “FT report reveals that DeepMind specifically wants to help the National Grid to utilise renewable energy sources in the most efficient way possible”).

Haberde ayrıca, Google, DeepMind’ın geliştirdiği algoritmayı kendi tüm sunucu merkezlerine kurduğu ve buraların soğutma sistemlerinde %40, genelde de %15 daha az enerji tüketimi sağladığı belirtilmiş.

Çeşitli platformlarda AI ile alakalı kaleme alınan metinlere bakıldığında şunun ortaya çıktığı da bir gerçek: AI, insanın yaptığı herhangi bir işi insandan daha iyi yapabilir; AI, tahmin, optimizasyon gibi alanlarda kesinlikle daha yıkıcı bir etkiye sahip. Otomasyonun etkisine dair bazı çalışmalar; bkz 1, bkz 2.

Aklına gelenler için, AI’lerde hafıza var.


Bir önceki hafta çalışanlarının %66’sını işten çıkartan Sungevity iflas açıkladı ve Northern Pacific Group ile 20 milyon $’lık varlık alım anlaşması imzaladı; bir başka deyişle, bugüne kadar 850 milyon $ fonlanan Sungevity’den geriye kalan ne varsa 20 milyon $’a satıldı. Yerinde inceleme gerektirmeyen sistemi sayesinde kendisini “asset light” olarak tanımlıyordu Sungevity (kâğıt üzerinde her şey iyi gözüküyordu), ama bu nakit sıkıntısına girmesini engellememiş ve Easterly Acquisition Corp ile birleşmesi de iptal olunca iflas gelmiş.