01.09.2017

#GününSözü: Elbette onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Ancak O’na sizin takvanız ulaşacaktır. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah’ı tekbir ile yüceltesiniz. Görevlerini iyi yapan iyilik sevenleri müjdele! (Hacc Suresi 37. Ayet)

Allah kurbanlarınızı kabul etsin.


Kenya Yargıtay’ı (supreme court), 9 Nisan 2013 yılından bu yana Kenya’nın devlet başkanı olan Uhuru Kenyatta’ın yeniden başkan seçildiği 08 Ağıstos tarihli seçimi, kuralsızlık ve yasal olmayan hususlar nedeniyle iptal etti. Başkanlık seçimi 60 gün içerisinde tekrarlanacak. Bu, Afrika ülkeleri için ilk sanırım.


Otonom sürüş teknolojisi patent liderliği (sıralama  2010 Ocak-2017 Haziran dönemi arasında alınan toplam 5839 patenti kapsıyor).

IBM ile Tesla şirketlerinin tabloda gözükmemesi şaşırttı beni. Ford’u da birinci tahmin ediyordum esasen; ama Google’ın bu kadar geride olması da şaşırtıcı (338 patent).

Patent Leadership


Çin, elektrik üreticisi China Guodian ile kömür şirketi Shenhua Group birleşimini onayladı. Bu, kapasite olarak dünyanın en büyük elektrik şirketini oluşturuyor. 2 şirketin varlıklarının toplam değeri 236 milyar $ (Bloomberg).


Starbucks kartlarda ve Starbucks mobil uygulamasında, 2016’nın ilk çeyreği itibariyle toplam 1.2 milyar $ değerinde para yüklüymüş. Aynı dönem içerisinde, ABD’deki ve Kanada’daki ödemelerin %41 Starbucks kart üzerinden, ABD’deki ödemelerin %24’ü şirketin mobil uygulaması üzerinden gerçekleştirilirken, aktif olarak kart kullanan kişi sayısı ise 12 milyon. Aynı dönemde PayPal müşterilerinin hesaplarında 13.02 milyar $ nakit yüklüyken, bazı bankalardaki nakdin Starbucks’takinden az olduğu gözüküyor. En çok mevduata ise Bank of America sahip (toplam 427.19 milyar $, ikinci sırada 383.28 milyar $ ile J.P. Morgan Chase.

Starbucks


Renault ve Nissan Çin’li Dongfeng Motor Group ile eGT New Energy Automotive Company isimli bir şirket kurdu. Şirkette Renault ile Nissan %25’er paya sahipken, kalan hisse Dongfeng’e. Şirket, Çin pazarına yönelik 8000 $ fiyatlı elektrikli araç üretimine odaklanacak.

Bilindiği üzere, Çin, araç üreticilerine, ülkedeki araç satışının %8’inin elektrikli olması şartını koşmaya hazırlanıyor. Programın yıl sonu itibariyle yürürlüğe girmesi bekleniyor.


Avustralya çatı tipi güneş kurulu gücü 6 GW’a ulaştı. Toplam sistem sayısı ise 1,733,115.


Finlandiya, önümüzdeki yıl çıkaracağı yasayla kömür santrallerini 2030’a kadar kademeli olarak devre dışı bırakacak yüksek karbon vergisi gibi önlemler alacak. Kömür, elektrik tüketiminin yaklaşık %10’unu karşılıyor ve Helsinki, Rusya bağımlılığını azaltmak için 2018 ve 2024 yıllarında devreye alınması beklenen Olkiluoto 3 ve Hanhikivi 1 nükleer santrallerini devreye almayı planlıyor.


Nükleer demişken, Hindistan 2024’e gelindiğinde nükleer kapasitesini 2 katına çıkartmayı planlıyor ve EDF CEO’su Hindistan’a 6 adet nükleer santral satış görüşmelerinde ilerleme kaydettiklerini söyledi. Görüşmeler 2009’dan beri sürüyor ve Maharashtra’in batısına kurulması planlanan santrallerin toplam kapasitesi 9900 MW.

EDF CEO’su Levy, ayrıca güneş ve rüzgara da önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde 1 milyar $’dan fazla yatırım yapacaklarını ve Hindistan’ın toplam 400 MW olan RES+GES kapasitesini 2000’e çıkartacaklarını söyledi.

Nükleer bile konuşuluyor olsa güneş ve rüzgar yanında yer alıyor 🙂


Eski SpaceX ve Tesla mühendislerince 2015’te kurulan ve toplam 120 tane mühendis çalıştıran Romeo Power isimli bir şirket, Tesla’nın bataryalarından daha hafif, daha enerji yoğun ve daha uzun menzil imkânı sağlayan batarya geliştirdiklerini söylüyor. Şirket, batarya hücrelerini LG, Samsung, Panasonic, Sony gibi firmalardan temin ediyor, yani hücre geliştirmiyorlar, yaptıkları sadece yazılım geliştirmesi ve bu da sanırım Battery Magagement System dedikleri şey ve hücre bazlı yönetim imkânı sunuyor. BMW i3’ün 114 mil olan menzilinin 200’e çıktığı belirtilmiş haberde. Buna ilaveten battery pack de Tesla’nın normal battery pack’inden 4 kat hızlı kurulabiliyormuş.


FreeWire isimli bir şirket çamaşır makinesi büyüklüğünde bir şarj istasyonu geliştiriyor. Bu cihazın en ayırt edici özelliği ikinci el bataryaları kullanması. Böylelikle şirket hem ikinci el bataryaları değerlendirmiş oluyor, hem şarj için şebekeyi zorlamıyor hem de mobil.

FreeWire’ın battery-backed hızlı şarj çözüm sistemi şebekeden 120-240 Volt prizlerle elektrik çekiyor ve çamaşır makinesi büyüklüğündeki bataryaları besliyor. Cihaz da 50 kW DC şarj ile 1 saatte 200 mil kadar menzil sağlıyor. Şirket, Enel ile yaptığı iş birliğiyle şarj hızını artırmak için çaba gösterecekler (Enel ve FreeWire bu yaz MoU imzaldılar ve bu kapsamda FreeWire’ın Mobi Chargers cihazları Enel’in e-mobility araştırma merkezinde kullanılacak ve Enel, cihazın Avrupa elektrik şebekesine adaptasyonuna ve şarj hızının da 350 kW’e yükseltilmesine çalışacak).

Açıklama: Bilindiği üzere hızlı şarj hızları 50, 120, 350, 400 kW. Bunlardan 400 kW olan sadece Tesla Model 3 ve Porsche Mission E tarafından kullanılabilir durumda. Birçok elektrikli araç 400 kW tarafından beslenemiyor.


Carbon Capture ve Nükleer Füzyon

Net Power şirketince kurulumu devam eden 50 MW kapasiteli 140 milyon $’lık doğal gaz santralinde işler yolunda giderse üretilen tüm CO2 yakalanabilecek. Büyük testler Aralık gibi başlayacak. Bu projenin oyun değiştirici olabileceği söyleniyor.

Bu arada, Fransa’da çalışan uluslararası bilimciler ITER adı verilen projede ekibi nükleer füzyonda da yeni bir atılım yapıyor, ilk reaktörün 2025’te kurulması bekleniyor.

Roma bir günde yapılmadı

#GününSözü: Roma bir günde yapılmadı.


Geçen hafta, enerji sektöründeki ODTÜ’lüleri üzen bir video sosyal medyada ve haber sitelerinde kendine yer buldu. ODTÜ’lüleri üzen diyorum, ancak enerji sektörünün dışında kalanlar “işte bu, ülkeyi bu arkadaşa verelim” moduna girdi (yanına da Prof. Dr. Özgür Demirtaş’ı eklemişler). Yazık. Üyesi olduğum bir grupta “uçamayan süper kahraman” benzetmesi yapılmıştı eleman hakkında. Bu elemanın ayıbı şu: doğruları yalanla harmanlaması ve bazı şeyleri de çarpıtarak vermesi. Ülkeden ümidini kesmişliği, kibirli hali vs kendi karakteriyle alakalıdır; ancak insanları yanlış bilgilendirme ve yönlendirmesi suç bile teşkil edebilir. Zaten, röportajın ertesi günü Finlandiya’ya döneceğini ifade etmesi ne kadar tesadüf bilemiyorum. Konuyla alakalı uzunca bir değerlendirme TESPAM sitesinde kendine yer bulmuş (bağlantı). Bu vesileyle DW’de çıkan bir yazıya değinmek istiyorum esas, zira orada da temiz elektrikli otomobillerin efsane olduğu iddia edilmiş ve denilmiş ki: “elektrikli araçların ekelojik karnesi içler acısı“. Zat, enerji dönüşümü denilerek milyarların toprağa gömülüğünü, sübvansiyonlara rağmen yerli panel imalatçılarının battığını ve yüksek gerilim hatlarının evin tepesinde durmasını kimsenin istemediğini vs söylemiş. Kimse elektrikli araç dönüşümünün başarılacağını garanti etmiyormuş; çünkü elektrikli otomobilin ekolojik bilançosu içler acısıymış ve bir Tesla’nın çevreye verdiği zararı eşitleyebilmek için 8 yıl sedan tipi bir Mercedes kullanmak gerekiyormuş. Yüz kilometrede 6 litreden az yakan içten yanma motorlu otomobiller çevreye ve insanlara bir Tesla’dan daha az zarar veriyormuş. Bunun nedenleri arasında elektrikli arabaların son derece ağır aküyle donatılması da bulunuyormuş. Zat’ın insanlık duygusu kabarmış olmalı ki, Kobalt’ın Kongo’da çıkartılmasındaki gayri insanı şartları eleştirmiş. Ama, akünün esas hammaddesi olan lityum’un Çin, Şili, ABD, Arjantin gibi ülkelerde çıkartıldığına değinmekten imtina etmiş. Mercedes’in Almanya’daki batarya fabrikası kapasitesini artırması da yazarı rahatsız etmiyor sanırım.

Evet, Kobalt çevreye zararı olan bir element, lityum da öyle (hatta patlama riskli). Ancak, elektrikli araçların en önemli parçası olan lithium-ion bataryalar (LIBs) erken gelişim aşamasında denilebilir. Elektrikli araçların ihtiyaç duyduğu enerji de bir yerden üretilmek zorunda ve bu, şu anda %100 yenilenebilir değil. Olmayacak da bi 50 yıl daha en az. Ancak, dönüşüm, sihir gibi gerçekleşen bir şey değildir. DW’deki yazar öncelikle Almanya’nın kömürden vazgeçmemesini eleştirebilir mesela. Daimler’in CEO’sunun fuel-cell için, yakıt hücresi teknolojisinin artık firma için kilit bir rolü olmadığını söylemesini ve şirketin, mevcut yakıt hücresi projeleri haricinde yeni geliştirmelere odaklanmama kararını eleştirebilir mesela. Bu arada, yazıda geçen “otomobil maftasının haylaz çocukları” Tesla mı oluyor anlamadım.

Son niyetine, içten yanmalı motora sahip Mercedes kullanmaya devam mı edelim ne yapalım, onu alacak paramız da yok işin ironik tarafı 🙂

Nature’de yayınlanan bir makale: Nanotechnology for environmentally sustainable electromobility (indiremeyenler mail olarak talep edebilir)


Ülkemiz gerçekten de bize öğretildiği gibi konumu itibariyle gerek meteorolojik özellikler gerekse de koridor görevi açısından ve gerekse de tarihi geçmişimiz bağlamında paha biçilmez kıymete haiz. Bunu bir adım ileri götüren bir yazıya denk geldim, şöyle bir ifade var yazıda: “…sahip olduğu güneş ve rüzgâr sayesinde enerjide potansiyeli olan önemli ve stratejik bir ülke konumunda. Bu potansiyeli sayesinde Türkiye neden yenilenebilir enerjiyi üreten ve üretim için gerekli teknolojiyi geliştiren bir ülke olmasın?” Burada, potansiyelin varlığıyla teknolojinin geliştirilmesinin ilişkilendiriliyor gibi. Almanya’nın güneşlenme süresiyle Türkiye’ninkini kendisi de veriyor yazar ve Almanya’nın Solar World isimli şirketini bilmeyen yoktur. Japonya’nın doğal gazı mı var mesela da gazdaki hidrojeni ayrıştırıp fuel-cell teknolojisine dayalı ısınma ve elektrik olarak kullanan sistemi evlere kuruyor adamlar. Teknoloji illa ki o teknolojinin utilize ettiği bir kaynağın varlığı/bolluğunda gelişmiyor.

Yazıda şöyle de bir ifade geçiyor: “Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı konusunda epeyce yol aldık açıkçası.” Ülkemizdeki GES kurulu gücü 1000 MW civarında, 2023’te 5000’e ulaşabilir bu. Epey kelimesine nasıl bir anlam yüklenmiş bilemiyorum, ancak öyle epey falan yol almışlığımız yok. Bunun çeşitli sebepleri var (doğrusuyla eğrisiyle); ancak “epey yol aldık” demek olmamış. Zaten, inanıyorum ki, yazarın kendisi de epey yol alındığına kani olsaydı sayısal konuşurdu. Mesela;

  • Avustralya’da Ocak 2017 itibariyle 1.6 milyondan fazla evin çatısında GES kurulu (penetrasyon %15).
  • Avrupa Birliği GES kurulu gücü 2016 sonu itibariyle 101 GW, sadece 2016’da kurulan kapasite  6000 MW.
  • Belçika’da 2016 sonu itibariyle toplam güç 3423 MW.
  • İngiltere’nin kurulu gücü 12 GW kadar. Sadece 2016’da 2 GW ilave olmuş.
  • Global GES kurulu gücü 2016 sonunda 300 GW aştı.
  • Almanya kurulu gücü 40 bin MW’tan fazla.

Bir şeyler yapılıyor, hakkını teslim ediyoruz; ancak var olana eklemeler yaparak onu büyük göstermeye çalışmanın anlamı olmadığı kanaatindeyim. Yolumuz açık olsun.

Çatı tipi GES

[bu yazı, 12/05/2019 tarihinde yayımlanan (Resmi Gazete bağlantısı) yeni yönetmelikle birlikte büyük oranda geçerliliğini yitirmiştir, zira artık aylık mahsuplaşma uygulaması başlamıştır, bu doğrultuda yeni kurgunun ne olduğunu anlamak Çatıya GES isimli ve Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği yazılarına bakılabilir. Bağlantısını verdiğim yazılarda maliyet detayına girmedim.]

Giriş

Bilindiği üzere 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (Kanun) 30/03/2013 tarihinde, Kanun’un 14. maddesi kapsamında hazırlanan, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) ve Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ (Tebliğ)’in yürürlüğe girmesini müteakiben, lisanssız üretim sektörü oluşmuştur. İlgili Yönetmelik’te ve Tebliğ’de muhtelif zamanlarda değişiklikler yapılmış ve son olarak Yönetmelik uyarınca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı veya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yetkilendirilen kurum tarafından kurulu gücü azami 10 kWm / 10 kWe (10 kW dâhil) tip proje hazırlanması uygun görülen, kendi tüketim tesisinin bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücüne kadar doğrudan bağlı güneş enerjisine dayalı üretim tesisleri için başvuru ve ihtiyaç fazlası enerjinin değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, bu başvurulara istinaden sunulacak bilgi ve belgeler ile düzenlenecek Bağlantı Anlaşması Çağrı Mektubu formatının belirlenmesi amacıyla oluşturulan “ELEKTRİK PİYASASINDA TÜKETİM TESİSİ İLE AYNI ÖLÇÜM NOKTASINDAN BAĞLI VE GÜNEŞ ENERJİSİNE DAYALI ÜRETİM TESİSLERİ İÇİN LİSANSSIZ ÜRETİM BAŞVURULARINA VE İHTİYAÇ FAZLASI ENERJİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLARA İLİŞKİN TASLAK” görüşe açılmıştı.

Sektörde herkesin beklentisi çatı tipi GES’lerin önünün açılmasıydı. Yukarıda belirtilen taslakla alakalı henüz bir gelişme olmamakla birlikte, 03 Temmuz 2017 tarihli Resmi Gazete’de tekrar yayımlanarak yürürlüğe giren Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği‘nin 59. maddesinin 2’nci fıkrasının “… binanın kendi ihtiyacı için yapılacak güneş kaynaklı yenilenebilir enerji sistemleri ruhsata tabi değildir. Bunlara ait uygulama projelerinin hazırlanması ve fenni mesuliyetin üstlenildiğine dair taahhütname ile birlikte ilgili idareye sunulması, binanın projesindeki mimari görünüşlere bağlı kalınması ve idaresinden izin alınması zorunludur.” hükmüyle ruhsat zorunluluğu ortadan kaldırıldı ve sektörün ilgili derneklerinin demeçleri medyada yer buldu. Örneğin, Günder Yönetim Kurulu Başkanı Kaleli: “Güneş enerjisinde çatı uygulamalarında ruhsat alma zorunluluğunun kaldırılmasıyla “Enerji Yatırımcısı” kavramı hane halkı düzeyine inecek. Türkiye’de çatısı güneş enerjisinden elektrik üretimine uygun olan 10 milyona yakın bina var” şeklinde demeç vermiş.

Bu gelişme sonrası, “Enerji Yatırımcısı kavramı hane halkı düzeyine inecek” gibi iddialı bir ifade kullanmaya gerek yok diye düşünmekteyim. Çünkü 50 kWe kadar Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretim Tesislerinin Tip Şartnamesi çıktığında da “işte beklenen şey” haberleri havada uçuşmuştu, ne yazık ki sonrası malum. Yine de çatı tipi güneş enerjisinden elektrik üretim sistemlerinin (GES) önündeki engellerin birer birer de olsa ortadan kaldırılmasının önemli bir gelişme olduğunu peşinen belirterek bazı değerlendirmelerimi paylaşmak istedim.

2 tip sistem üzerinden değerlendirme yaptım. İlki, şebekeye bağlı bir GES sistemi, diğeriyse şebekeye beslemeye yapman bir GES sistemi.

Dipnot: Çatı tipi GES işi basit bir mesele gibi gözükse de bence ilginç ve zorlayıcı parametrelere sahip.

#1- Çatı tipi GES (on-grid=şebeke bağlantılı)

Bu sistemde;

  • GES tüketim noktasıyla ilişkilendirilir. Tüketim noktası çatıya kurulan GES’in üreteceği elektrikle beslenir ve GES’in ürettiği enerjinin fazlalığı şebekeye verilir.
  • Batarya (pil) yok. Zaten, tüketim ile üretim arasında bir denge kurulmasına gerek yok. Sistemin gücü ne kadar yüksekse o kadar iyidir; çünkü fazla enerji zaten şebekeye verilebilmektedir.

Sisteme ilişkin hususlar ilerleyen aşağıda detaylıca açıklanmıştır.

Tarifeler

  • Elektrik faturalarına esas tarife, EPDK tarafından 3 ayda bir belirlenmektedir. Buna göre, 2017’nin 3. çeyreği için elektrik fiyatı vergiler hariç 33,1833 kr./kWh (AG, TZ ve Mesken). Vergiler eklendiğinde fiyat: 39 kr./kWh
  • GES’in ürettiği elektriğin alım fiyatı 13.3 ¢/kWh (kur 3.5 alındığında 46.55 kr./kWh).

Tüketilen her 1 kWh elektrik için ödenen bedel ile (39 kr), üretilen her 1 kWh elektriğin satış bedeli (46 kr) arasındaki farka dikkatinizi çekmek isterim.

Not: 13.3 ¢/kWh birim fiyat 2020 yılı sonuna kadar devreye girecek santralleri kapsamaktadır ve 10 yıllığına geçerlidir (yani 2017’yi saymazsak sadece 2018, 2019 ve 2020 yılları içerisinde kurulacak GES’ler 13.3’lük fiyattan 10 yıllığına yararlanabilecektir, 10 yılın sonundaki alım fiyatının da ne olacağı bilinmemektedir. 2021 ve sonraki dönemde kurulacak tesislerin üreteceği elektriğin alım fiyatı da bilinmemektedir; ama asla 13.3 olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz).

Ortalama tüketim

  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (ETKB), Elder’in X. Sektör Toplantısı‘nda sonuçlarını açıkladığı Elektrik Dağıtım Hizmetleri Kamuoyu Araştırmasına göre, Türkiye’de aylık elektrik faturası 2017 Mart itibariyle 105.79 TL (130 TL ve üzeri fatura veren oranı %19 kadar, 100 TL altı ise %55 kadar).
  • 105 TL’yi referans aldığımızda, bugünkü tarifelerden hareketle mesken başına yıllık tüketim yaklaşık 3250 kWh.

Tesisin tasarımı (güç)

  • Çatı söz konusu olduğunda tasarımı (gücü) kısıtlayan unsurlar var, şöyle ki; i) çatının şekli, ii) çatının yönü, iii) çatıdaki ve çatıya doğru engeller (gölge yapan ağaç, baca, su ısıtma sistemi vs gibi unsurlar).
  • Herhangi bir meskenin çatısına teknik olarak ve ilgili mevzuat gereği 15 kW sistem zaten kurulamaz. Bunun mevzuat açısından izahı şu şekildedir: üretim tesisinin kurulu gücü, ilişkilendirilecek tüketim tesisatının bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücüyle limitlenmektedir (bu da, Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği madde 34/3-ç gereği ortalamada en fazla 5 kW).
  • Öte yandan, herhangi bir meskenin elektrik tesisatı 15 kW olsa ve çatının alanı da bu güçte bir tesis kurulumu için elverişli olsa dâhi, tesisin gücü 10 kW aşamaz, aksi durumunda ilgili şebeke işletmecisi elektrik dağıtım şirketine başvuru yapılarak trafo kapasitesinden tahsis alınması gerekecektir ki bu şu anda mümkün değildir; çünkü trafo kapasiteleri sıfırlanmıştır.

Temel varsayımlar

  • Tesis kurulu gücü : 5 kW
  • Elektrik üretimi : 1500 kWh/kW (toplam 7500 kWh/yıl) (ışınımı yüksek Denizli, Antalya, Burdur, Konya gibi iller için bu değer daha yüksek, İstanbul, Kocaeli, Bursa illeri için daha düşük çıkar; ancak verim kaybı, gölgeleme kayıpları vs dikkate alarak Türkiye ortalaması 1500 kWh kullanılmıştır)
  • Hane elektrik sarfiyatı : 3250 kWh (bunun saatlik baza indirgenmesi için, gerçek bir abonenin saatlik tüketiminden hareketle orantı uygulanmıştır)
  • Batarya (depolama) : YOK (fazla elektrik sisteme basılmakta ve kWh başına 13.3 ¢ üzerinden gelir elde edilmektedir)
  • Finansman : %100 özkaynak (kredi kullanılmadığı varsayılmıştır)
  • USD/TL – €/TL : 3.5 – 4.1

Not: Saatlik üretim hesabı için PVsyst programından (lisanslı_yasal) faydalanılmıştır.

Yatırım maliyeti

  • Teçhizat ve işçilik : 3900 $ + KDV (16 bin TL) ($/TL=3.5)
  • Elektrik proje onayı : 1270 TL + KDV (1500 TL) (10 kWe’ye kadarki güçler için 120 TL + KDV olarak güncellendi)
  • Geçici kabul bedeli : 2740 TL + KDV (3233 TL) (10 kWe’ye kadarki güçler için 159 TL + KDV olarak güncellendi)
  • Proje çizim maliyeti : 5000 TL (elektrik + statik)
  • İnşaat/Statik proje onayı : 2540 TL + KDV (3000 TL) (proje TEDAŞ onayına sunulursa bu maliyete katlanılmaktadır. Proje ilgili Belediye’ye ücretsiz onaylatılabilir) (TEDAŞ’ın bu kapsamda onay için aldığı bedel 2939 TL + KDV olarak güncellendi)

TEDAŞ’ın 2018 yılı hizmet satış listesindeki güncel bedellere göre, sadece elektrik proje onayı ile geçici kabul bedeli onayı için yapılan masraflar nedeniyle toplamda 3731 TL + KDV kadar azalma söz konusu yatırım maliyetinde.

İşletme maliyeti

  • Sistem kullanım bedeli : 10.251 kr./kWh (Şebekeye basılan her bir kWh elektrik için ödenmektedir ve 31/12/2017 tarihinden sonra kurulacak GES’leri kapsayacak şekilde tarifelerde gidilen değişikliğin sonucu olarak 13 kat kadar arttırılmıştır). Bu durumda, net elektrik satış geliri, 13.3 ¢/kWh’den sistem kullanım bedelinin eksiltilmesiyle elde edilecektir. Sonuç olarak, net elektrik gelirine esas birim fiyat (46.55-10.251)=36.299 kr./kWh olmaktadır, yaklaşık %22’lik bir kayıp)
  • Yıllık diğer giderler : YOK (panellerin bakımının mülk sahibince yapılacağı varsayılmıştır ve iyimser şekilde herhangi bir gider oluşmayacağı varsayılmıştır)

Çıktılar

  • Kurulum maliyeti (toplam) : 25733 TL (7352 $) (inşaat/statik proje onay hariç)
  • Şebekeden çekilen elektrik : 2225 kWh
    • 7500 kWh elektrik üreten bir sistem kurulduğu halde neden şebekeden elektrik çekildiği sorgulanabilir bilmeyenler tarafından. Onun cevabı şu: elektrik tüketimi 24 saatlik zaman dilimini kapsar, ancak GES’in elektrik üretimi güneş ışınlarının panele vurmasıyla gerçekleşir ve sistemde batarya da yoktur. GES’den kullanılan elektrik de bu nedenle düşük çıkar (1025 kWh olarak aşağıda belirtilmiştir)
    • Neden batarya olmadığı sorusunun cevabı da şudur: Üretilen elektriği tüketmek yerine şebekeye vermek ekonomik olarak daha mantıklı, zira Tarifeler başlığı altında belirttiğimiz üzere satılan elektriğin birim fiyatı tüketilen elektriğin birim fiyatından yüksektir.
  • GES’den kullanılan elektrik : 1025 kWh (bu sayede yapılan tasarruf yaklaşık 400 TL=114 $)
  • Şebekeye verilen elektrik : 6475 kWh
  • Yıllık brüt gelir : 861.2 $ (≅3014 TL/yıl, 251 TL/ay) [hesap: 6475 kWh * 13.3 ¢/kWh * 3.5 TL/$]
  • Yıllık net gelir : 671.5 $ (≅2350 TL/yıl, 196 TL/ay) [hesap: 6475 kWh * (13.3 ¢/kWh * 3.5 TL/$ – 10.251 kr./kWh)]

Geri ödeme süresi

7.5 yıl [7352/(861+114)]. Bu iyi bir sonuç, ancak maalesef aşağıdaki şartlarda geçerli:

  • Her yıl 6475 kWh enerji şebekeye verilecek (verim azalması, üretim kaybı, arıza vs olmadığı varsayılıyor)
  • Yatırım maliyeti 7352 USD’yi aşmayacak
  • Yatırım tamamen öz kaynak ile finanse edilecek (faiz vs yok)
  • Yıllık işletme maliyeti sıfır
  • Üretilen enerji 13.3 ¢/kWh üzerinden satılacak (sistem kullanım bedeli sıfır varsayılıyor)
  • Paranın zaman değerini dikkate alınmayacak (5 yıl sonra elde edilen gelirin bugün aynı değere sahip olduğu varsayılıyor)

Not: Yukarıdaki kısıtlardan sadece üretilen enerji için katlanılan sistem kullanım bedeli gelirden eksiltilirse geri ödeme süresi 9.3 yıla [7352/(671.5+114)] çıkmaktadır. Özetle, denilebilir ki, her durumda en az 10 yıllık bir geri ödeme süresi söz konusu.

Değerlendirme ve Öneriler

  • Sistemin ilk yatırım maliyeti çok yüksek. Sadece “proje onay + geçici kabul bedeli” maliyetleri toplamda 4731 TL ve bu, 2 yıllık net enerji gelirini sıfırlıyor.
  • 13.3 c$/kWh birim fiyat üzerinden alım garantisinin 2021 yılı itibariyle devreye girecek tesisleri kapsamayacak olması ciddi sorun. Bu, işin ekonomik değerini çok azaltmaktadır. Zira, yüksek yatırım maliyetli bu tesislerin, sadece tüketilen elektriği karşılasın diye kurulması mümkün değil, hele ki batarya fiyatlarının maliyeti ortadayken.
  • Sistem kullanım bedelinin 2018’le birlikte 10.25 kr./kWh olarak uygulanacak olması çok ciddi sorun. Bu, lisanslı tesislere yaklaşık 0.9 kr./kWh olarak uygulanıyor. Sistem kullanım bedeli, tüketim tesisinin sözleşme gücüne kadar olan güçteki çatı tipi GES’ler için lisanslı tesislerin seviyesine çekilebilir.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı’nın da düzenleme yapması gerek, şöyle ki; gerçek kişilerce kurulan lisanssız tesislere yapılacak ödemeler gider pusulası düzenlenmek ve stopajı da EPSAŞ’larca karşılanmak suretiyle yapılabilmelidir (gerçek kişilere şirket kur diyen elektrik dağıtım şirketleri var ve maalesef bunun düzenlenmesi EPDK’nın alanı değil).
  • Gerçek kişilerin, KDV teşvikli teçhizat alma şansı yok. Oysa, teçhizat üzerinde ciddi bir KDV maliyeti var. Bizim hesabımıza göre 5 kW’lik sistemin teçhizat maliyeti 16 bin lira ve bunun 2440 TL’si KDV’dir. Bu, 1 yıllık brüt enerji gelirinin %70’ine, net enerji gelirinin ise %90’ına karşılık geliyor. Yani, 1 yıllık geliri çöpe atıyor KDV. Gerçek kişiler teşvikli teçhizat alabilse bile, bu durumda da yatırım teşvik danışmanlığı, teşvik belgesi parası vs 2440 liralık KDV’yi bile aşar, bu da ortadan kaldırılmalı.
  • Bu tesisler için proje çizme zorunluluğu ortadan kaldırılmalı. Böylelikle mühendislik masrafları da sıfırlanmış oluyor. Kurulumu yapan şirkette fenni mesuliyeti üstlenebilecek mühendis istihdamı şart olmalı.
  • ABD’de çatı tipi solar sistemlerin yaygınlaşmasında satınalma modeli lease yöntemini 2017 Mart itibariyle geçmişti (buna göre, lease, 2014 yılında %72 ile ezici üstünlüğe sahipken, 2016’nın son çeyreğinde ilk kez %47’ye gerilemişti). ABD’li konut sahiplerinin hangi saikle böyle bir eğilime sahip olduğunu bilmemekle birlikte, Türkiye’de benzer iş modelinin finansal olarak rantabl olması durumunda uygulanabileceğini değerlendiriyorum; ancak hesaplamalarıma göre bu da rantabl değil henüz.

Sonuç olarak, vatandaş çatısına GES kuracak, >=10 yıl kadar sürede sistem kendini amorti edecek; ama amorti süresinden itibaren sistem ömrü süresince ciddi bir katma değer oluşmayacak. Daha sonra batarya (pil) kurulsa, bir de onun maliyeti çıkacak (bugüne kıyasla daha az maliyetli olacak olsa da bir maliyet ve ülkemizde tasarruf sıkıntısı olduğunu düşününce insanların bu gibi şeylere kaynak aktarması bence zor).

Son olarak, malum olduğu üzere, 2016 yılı içerisinde Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği (YEKA) yürürlüğe girdi ve bu yönetmelik gereği düzenlenen yarışma ile 500 MW kapasiteli güneş paneli, güneş hücresi, wafer … fabrikası kurulacak. Bu, yerlileştirme için önemli bir adım ve önceki dönemde yürürlüğe konulan ve halen geçerli olan i) ithal panellerde teşvik uygulamasının kaldırılması, ii) gözetim uygulaması ve iii) daha sonraki süreçte devreye sokulan damping soruşturması vs ile ithal panelin önü kesilmeye çalışılmıştı. Tahmin ediyorum ki, önümüzdeki 3-4 yıllık süreçte gerek YEKA’nın şart koştuğu fabrikanın kurulması, gerekse de üretim maliyetlerinin düşmesi sonrası çatı tipi GES uygulamalarının önü açılacaktır. Aksi durumda, YEKA’nın şart koştuğu fabrika sadece kurulacak 1000 MW’lık tesislere panel tedarik eder ve sonra o fabrikalar kapanır (iç pazarın olmaması durumunda bir ihtimal).


#2- Çatı tipi GES (grid tie on-grid)

Bu sistemde;

  • Tüketim noktasının şebekeyle bağlantısı kesilmez. Sadece, çatıya kurulan GES’in de tüketim noktasını beslemesi sağlanır. Öte yandan, GES, herhangi bir şekildee enerji veremez.
  • Batarya (pil) yok.
  • Hibrid inverter kullanılmaktadır. Bu şu demek: tüketim noktasının kurulu gücü ne ise, bu miktarda çekişin karşılanabilmesi için, sistemin tasarımı gereği herhangi bir mesken için 2 kW gücünde evirici yerine mecburen en az 5 kW evirici kullanmak gerekecektir (hatta bunun bile yetmeyeceği söylenebilir). Buna göre, 2 kW monofaze eviriciye 500 € verebilecekken (eski evler kesinlikle tek faz), kurulu güç alt limiti nedeniyle evirici maliyeti 900-1000 € civarında olmaktadır.
  • Tüketim ile üretim arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Herhangi bir konutun ortalama elektrik sarfiyatı olan 3250 kWh üzerinden değerlendirme yapılırsa en fazla 2 kW gücünde bir sistem kurulabileceği söylenebilir; ancak, maalesef bu çok yanlış bir hesaplama olacaktır, zira elektrik tüketim profiline bakıldığında görülür ki;
    • T1 zaman diliminde (06-17 arası) tüketim 1371 kWh
    • T2 zaman diliminde (17-22 arası) tüketim 1145 kWh
    • T3 zaman diliminde (22-06 arası) tüketim 734 kWh

Bu durumda, 2 kW sistem kurulduğunda TASARRUF durumu şu şekilde olmaktadır:

  • T1 zaman diliminde (06-17 arası) 9 kWh
  • T2 zaman diliminde (17-22 arası) 848 kWh
  • T3 zaman diliminde (22-06 arası) 13 kWh

Yani;

  • Toplam tüketimin (3250 kWh) %26.8’i kurulacak GES’den karşılanmış oluyor.
  • Toplam üretimin (3000 kWh) sadece %29’undan istifade edilebiliyor.

Yani;

  • TZ (tek zamanlı) faturalandırma durumunda toplam tasarruf yıllık 340 TL

Yatırım maliyeti

  • Teçhizat : 3000 $ + KDV (12 bin TL) ($/TL=3.5)
  • Projelendirme ve işçilik : 2000 TL
  • Proje onayları : YOK (şebekeye besleme yapılmadığından)
  • Geçici kabul bedeli : YOK (şebekeye besleme yapılmadığından)
  • İnşaat/Statik proje onayı : YOK (şebekeye besleme yapılmadığından)

Not: Teçhizat maliyetinin 1/3’ünü evirici oluşturmaktadır.

Not: Tekzen’de SolarFrontier marka 2 kW gücünde hazır paket on-grid sistem (şebeke bağlantılı) 11740 TL’ye satılmaktadır (montaj ve konstrüksiyon hariç). Sitede, eviricinin gücüne dair bilgi verilmemiştir.

Çıktılar

  • Tasarruf : 340 TL/Yıl
  • Yatırım maliyeti : 14 bin TL (sadece teçhizat 12 bin)
  • Geri dönüş süresi : 41 yıl 🙂

Soru

Hepi topu ayda 80-100 TL elektrik faturası veren kaç insan yukarıdaki şartlarda çatısına 2 kW gücünde GES kurmak ister?

Değerlendirme

  • GES’in, ürettiği enerjinin fazlalığıyla şebekeyi beslemesi şart. Aksi takdirde, bu ekonomik değerlerle insanlar çatılara GES kurması beklenemez. Prestij olarak az sayıda insan GES kurmayı düşünebilir.
  • ABD’de, çatısında GES olan konutların satış fiyatının daha yüksek olduğuna yönelik haberler okumuştum (haberi bulamadım). Bu, Türkiye için de bir parametre olabilir.
  • Çatı tipi grid tie off-grid GES sistemleri, şu şartlarda ancak ve ancak, binanın ilk yapım aşamasında şart koşulursa yapılabilir diye değerlendiriyorum.

#3- Mersin Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı açıklamaları

Enerji Enstitüsü’nde çıkan haberde yer alan şu şekilde: Mersin Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Seyfettin Atar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çatı tipi güneş santralleri (GES) için yapı ruhsat koşulunu kaldırması ile birlikte çatılara kurulacak sistemin 7.5 yılda maliyetini amorti edeceği ve 23 yıl bedava elektrik üreteceği değerlendirmesinde bulundu. “Mersin’de güneşleme ortalama 7 saat oluyor. Biz binalarımıza 5 kilovatlık bir sistemi rahatlıkla kurabiliyoruz. Bu sistemin maliyeti ise 41 bin TL. Kurulu gücümüz olan 5 kilovat ile çarptığımızda her yıl yaklaşık 12 bin 250 saat enerji elde etmiş oluyoruz. Bunun karşılığı olarak da yıllık 5 bin 512 TL gelir elde etmiş olacağız” dedi.

Toplam 41 bin TL’lik sistemin yılda 5 bin 512 TL kazanç sağlayarak 7.5 yılda kendini amorti ettiğini belirten Seyfettin Atar, “Bu sistemin en az 30 yıl ömrü var. Hal böyle olunca yaklaşık 23 yıl bedava elektrik üretecek bu sistem. Bu sistemin yanına akü grupları koyarsanız enerjinizi depolayıp kesinti durumunda elektriksiz kalmazsınız. Apartman ve sitelerde kurulması halinde sağlanacak tasarruf ile aidatlar bile karşılanabilir” diye konuştu.

Seyfettin Atar ne dediğinin farkında mı bilemiyorum, ancak;

  • Kurulum maliyeti 41 bin TL inanılmaz yüksek
  • kW başına üretim 2450 kWh, saçmalık

Ne yazık ki bu demeci veren Elektrik Mühendisi!

Onu geçtim, şu cümle çok ilginç: “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çatı tipi güneş santralleri (GES) için yapı ruhsat koşulunu kaldırması ile birlikte çatılara kurulacak sistemin“. Yani, yazının en başında söylediğim duruma geliyor, sanılıyor ki, yapı koşulunu kaldırıldı ve artık her şey güllük gülistanlık.

22.05.2017

Avrupa Birliği’nde elektrik fiyatlarının geleceği hakkında değerlendirmeleri içeren 14 sayfalık bir analizim oldu. Okumak isteyenler tıklayabilir.


TBMM Başkanlığı’na sunulan “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” dikkatimden kaçmış. Tasarı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca hazırlanmış ve amacı şu şekilde ifade edilmiş: “Tasarı ile, ülke sanayisinin canlanması, yerli ve yabancı yatırımcılar için yeni sanayi alanları oluşturulması, mevcut sanayi alanlarının genişletilmesi, yatırımların bürokratik süreçlere takılmadan hızla hayata geçirilmesi, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, sanayi siteleri ve serbest bölgelere ilave Devlet teşviklerinin verilmesi amaçlanmaktadır. Üreticinin desteklenmesi ve sanayinin geliştirilmesi için sanayi siciline kayılı işletmelerin elektrik tüketiminde alınan TRT payının kaldırılması, 2/1/1924 tarihli ve 394 sayılı Hafta Tatili Hakkında Kanundan kaynaklanan mali yüklerin sonlandırılması; planlı sanayi alanlarında üretim yapan sanayicilerin yukarıdaki desteklere ilave olarak tapu ve kadastro harçlarından, damga vergisinden, emlak verisinden muaf tutulması ve enerji giderlerinin azaltılması sonucunda üretim maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanmaktadır…” (tamamı için tıklayınız).

Enerji zaviyesinden bakıldığında TRT payının kaldırılması en dikkat çekici detay.

Öte yandan, 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun“da önerilen değişiklikler var. Şöyle ki;

Madde 1’den sonra gelmek üzere madde 1/A eklenmiş ve “Zeytinlik saha” diye bir tanımlama öngörülmüş. Zeytinlik saha şu şekilde tanımlanmış: “1 dekar alanda en az 15 kültür çeşidi veya yabani zeytin bitkisinin bulunduğu alan”.
Madde 20 (şu anki hali) Madde 20 (Önerilen hali)
Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.

Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının % 10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz ve işletilemez. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilir.

Birinci fıkra kapsamında izin verilen yatırımlara ait sahalar hariç zeytinlik sahalar daraltılamaz. Zeytin ağaçlarının sökülmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı konunun uzmanı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına ikibin Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Önerilen maddede yer alan “Ancak, alternatif alan bulunmaması ifadesi enerji piyasasını ilgilendiren hususlarda da uygulama bulmuştur. Örneğin, tarım arazileri benzer ifadelerle tarım dışına çıkarılmış ve başta HES olmak üzere birçok enerji yatırımları yapılabilir olmuştur. Öte yandan, “Ancak, alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla ifadesindeki altı çizgili kısım Kanuna dinamizm katar; ancak Kurul’un işini gerçekten doğru yapması elzem. Yatırım ve üretimin önündeki engelleri kaldıralım derken korunması gerekenleri talan etmemek gibi bir dengeyi yakalamak şart.


Avrupa Birliği GES kurulu gücüne ve üretimine ilişkin istatistikler yayınlandı. Buna göre;

  • 6.1 GW : 2016 içerisinde kurulan GES kapasitesi (2015’te 7.9 GW idi)
  • 100.9 GW : 2016 sonu itibariyle toplam kümüle GES kapasitesi
  • 100.6 GW : 2016 sonu itibariyle toplam on-grid kümüle GES kapasitesi (2015 sonunda 94.6 GW idi)
  • 105.3 TWh : GES’lerden 2016’da üretilen elektrik enerjisi (2015’te 102.8 TWh idi)

Merkel, Almanya’nın 2020’de yollarda 1 milyon elektrikli araç hedefinin yakalanamayacağını söyledi. Hedefler hep şaşar da Almanya’nın elektrikli araç örneğinde aşağı yönde bir şaşma olmuş, oysa IEA’nın GES kurulu güç tahminlerine baktığımızda tahminlerin hep gerçekleşmeden hep aşağıda kaldığını (under estimation) görüyoruz. Elektrikli araç ile GES esasen dönüştürücü ve dinamik bir şey, USD kuru tahmini gibi değil, dolayısıyla bence Almanya’nın durumu biraz garip (şayet 1 milyon zaten çok yüksek bir beklenti değil idiyse).

IEA GES kurulugücü tahmininin detayı şu şekilde: @Javier Blas (Chief Energy Correspondent @Bloomberg), IEA’nın WEO raporlarındaki GES kurulu güç tahminleri ile gerçekleşmeleri kıyaslayan bir grafiği twitledi

IEA Tahmin


RES Yarışma Duyurusu 18’inde ilan edildi. Buna göre, 2015’te önlisans başvuruları alınan 3000 MW’lık kapasitenin 710’luk kısmı için 21-22-23 Haziran’da kapasite yarışmaları yapılacak.

RES


Daimler (Mercedes), enerji depolama konusunda Vivint Solar ile işbirliğine gitti.

Tesla, 14 kWh’lık (kullanılabilir kapasite 13.2 kWh) depolama sistemini 5500 $’a satıyor (kurulum hariç). Daimler’in depolama sistemi ise 2.5 kWh kapasiteye sahip  ünitelerden oluşuyor ve 20 kWh’lik bir sistemin fiyatı tasarım ile kurulum vs dâhil şekilde 13000 $.

Birim maliyeti Tesla’dan yüksek. Tesla’nın Powerwall 2’siyle rekabet edebilecek mi bakalım.

10 kWe GES

Kurulu gücü 10 kWe’ye kadar olan ve tüketim tesisi ile aynı ölçüm noktasından bağlı güneş enerjisine dayalı lisanssız elektrik üretim tesisleri başvuruları ve ihtiyaç fazlası enerjinin değerlendirilmesine ilişkin usul ve esaslar dair taslak EPDK tarafından duyuruldu ve taslağa 24.04.2017’ye kadar görüş bildirilebilecek.

EPDK’ya gönderdiğim önerileri okumak isteyenler için görüş formu burada

31.03.2017

Dünyanın en büyük solar+depolama sistemi Güney Avustralya’da kurulacak. İnşaatına bu yıl başlanması beklenen proje 330 MW GES ve 100 MW/400 MWh kapasiteli depolama sisteminden oluşuyor. 1/1.1 milyar $ maliyetli Riverland Solar Storage isimli projesi Lyon Group tarafından %100 özsermaye ile geliştirilecek olup, projede 3.4 milyon panel ve 1.1 milyon batarya kullanılacak.

Aşağıdaki bilgilerin alındığı site

Depolama

13.03.2017

Intel, otonom sürüş teknolojisi geliştiren İsrail’li MobilEye firmasını 15.3 milyar $’a satın aldı. MobilEye, MobilEye ve Intel BMW ile halihazırda işbirliği içerisinde ve bu yılın ikinci yarısında 40 adet self-driving aracı piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. MobilEye ile BMW, 2021’de ilk tamamen otonom araç için işbirliği içerisindeler.

1999’da kurulan MobilEye firmasına Goldman Sachs 2007’de 130 milyon $ yatırım yapmış, şirket 2014’te New York Borsasında işlem görmeye başlamış (piyasa değeri 10.6 milyar $). Şirket, çarpışma önleme konusunda piyasanın %70’ini domine etmekle birlikte, oto-pilot özelliği konusunda Tesla ile yaptığı işbirliği, Tesla Model S’in Ekim 2015’teki kazası sonrası sonlandı ve iki taraf da birbirini suçlamıştı.

Bu satınalma sonrası, Bosch (ve Autoliv ile Continental) kendi görüş teknolojisini (visual technology) geliştirmeye bağlı kalacağını açıklarken, Valeo, MobilEye’ın teknolojisini kullanacağı söyledi. Bosch, Nvidia ile komplex trafik şartlarını handle edebilecek AI yazılımı geliştirilmesi konusunda çalışıyor.


JinkoSolar (%20), Marubeni (%20), and the Abu Dhabi Water and Electricity Authority (ADWEA) (%60) ortaklığında kurulan bir SPV Abu Dabi’ye 120 km mesafede 1177 MW gücünde kurulacak GES (Sweihan PV) için 25 yıllık PPA imzaladı. GES’in ticari işletmeye 2019’da geçmesi bekleniyor. Elektriğin tamamı ADWEA’nın %100 sahibi olduğu ADWEC elektrik şirketine satılacak. Marubeni’nin basın duyurusu linki.


Google’ın 2014’te 400 milyon £’a satın aldığı DeepMind isimli AI şirketi, UK’nin enerji faturasını %10 düşürebileceğini iddia ediyor. Üstelik, DeepMind’ın CEO’su, ilave herhangi bir altyapı gerektirmeksizin, yani sadece optimizasyonla bunun başarılabileceğini söylemiş. Bunun nasıl başarılacağına dair detay yok; yani talep tarafı katılımı mı sağlanacak, yoksa sadece elektrik olarak bakılırsa üretim-depolama-tüketim entegrasyonu mu sağlanacak bilemiyorum; ama ortada bir iddia var. Haberde, FT’de daha önce yayınlanan bir yazıdan hareketle, yenilenebilir kaynakların optimum şekilde şebekeye entegrasyonu konusunda bir yol takip edileceğini varsayabiliriz, yani bir tür smart grid (akıllı şebeke) (haberdeki tam ifade: “FT report reveals that DeepMind specifically wants to help the National Grid to utilise renewable energy sources in the most efficient way possible”).

Haberde ayrıca, Google, DeepMind’ın geliştirdiği algoritmayı kendi tüm sunucu merkezlerine kurduğu ve buraların soğutma sistemlerinde %40, genelde de %15 daha az enerji tüketimi sağladığı belirtilmiş.

Çeşitli platformlarda AI ile alakalı kaleme alınan metinlere bakıldığında şunun ortaya çıktığı da bir gerçek: AI, insanın yaptığı herhangi bir işi insandan daha iyi yapabilir; AI, tahmin, optimizasyon gibi alanlarda kesinlikle daha yıkıcı bir etkiye sahip. Otomasyonun etkisine dair bazı çalışmalar; bkz 1, bkz 2.

Aklına gelenler için, AI’lerde hafıza var.


Bir önceki hafta çalışanlarının %66’sını işten çıkartan Sungevity iflas açıkladı ve Northern Pacific Group ile 20 milyon $’lık varlık alım anlaşması imzaladı; bir başka deyişle, bugüne kadar 850 milyon $ fonlanan Sungevity’den geriye kalan ne varsa 20 milyon $’a satıldı. Yerinde inceleme gerektirmeyen sistemi sayesinde kendisini “asset light” olarak tanımlıyordu Sungevity (kâğıt üzerinde her şey iyi gözüküyordu), ama bu nakit sıkıntısına girmesini engellememiş ve Easterly Acquisition Corp ile birleşmesi de iptal olunca iflas gelmiş.