21.09.2017

EHCars Twitter hesabı çok güzel bir şeye dikkat çekmiş; OPET’in şurada görebileceğiniz reklamında elektrikli BMW i3 kullanılmış. Ulan,bunu kim koydu buraya!

Elektrikli araç demişken, 2017’nin ilk yarısında, ABD’de satılan her bir elektrikli araca karşılık 60 adet, Çin’de 30 ve AB’de 25 adet benzini/dizeli su gibi içen SUV satıldı (FGE kaynaklı bilgi) ve FGE’den Cüneyt Kozakoğlu, FT’ye verdiği demeçte ifade ettiği üzere “düşük benzin fiyatlarının yaşandığı dönemlerin enerji dönüşümünü yavaşlattığına şüphe yok.


Panasonic, Japonya’nın batısında 117 konutu mikro şebekeyle birbirine bağlayacak. Bunun için her bir konuda 4.6 kW çatı tipi GES ve 11.2 kWh kapasiteli bir bataryalı depolama sistemi kurulacak. PanaHome olarak adlandırılan projenin 2018 Ekim’de tamamlanması bekleniyor.


E.ON, 2016 yılının Ocak ayında fosil ve yenilenebilir iş kollarının ayrışması işlemini resmi olarak tamamlamış ve bu ayrışmayla geleneksel güç santralleri (nükleer, gaz, kömür, hidro) ve uluslararası enerji ticareti yeni kurulan Uniper isimli şirkete verilmişti. Ayrışma sonrası E.ON, Uniper’de %53 oranındaki çoğunluk hissesini 2016 Eylül’de E.ON hissedarlarına transfer etmiş ve kalan hisse oranı olan %47’nin ise 2018’de elden çıkarılacağı söyleniyordu. Bu %46.7 oranındaki hisse için Finlandiyalı enerji şirketi Fortum, E.ON ile görüşme halinde ve satın alma için 8 milyar € teklif etti.


Bugün ajanslara Toshiba’nın chip birinin satışında sona gelindiğine ilişkin haberler var. Bu mesele hakikaten tam bir yılan hikayesine dönmüştü. Toshiba’nın chip biriminden elde edilen gelir nükleer şirketi Westinghouse’un zararının kapatılmasında kullanılacak. Dünyanın en büyük 2. NAND çipi üreticisinin düştüğü durum hakikaten üzücü. Nükleer sadece Toshiba’nın değil, E.ON ve RWE şirketlerinin de başına bela oldu. Bilindiği üzere, Fukushima kazası sonrası Almanya 2011’de karar almış ve en geç 2022 yılında nükleer santrallerin kapatılmasına karar vermişti. Bloomberg’in Fukushima kazası için black swan benzetmesi yapması çok yerinde.


Google, HTC’nin Pixel model akıllı telefonlarının geliştirildiği birimi 1.1 milyar $’a satın aldı. Bu birim HTC’nin akıllı telefon sevkiyatının %20’sini oluşturuyor.


Çin’li arama motoru Baidu, otonom sürüç için 1.5 milyar $’lık Apollo ismi verilen fon oluşturduğunu açıkladı. Şirketin açıklamasında, fonun 3 yıl içerisinde 100 otonom sürüş projesine yatırım yapacağı söylendi.

Bu arada, Alphabet’in Waymo’su da Uber’e açtığı ticari sır davasından 2.6 milyar $ talep ediyor.


Toyota Motors başkanı Akio Toyoda, elektrikli araç konusunda oyuna biraz geç dahil olduklarını; ancak şirketin (plug-in) hibrit ve fuel-cell teknolojine odaklanmaya devam edeceğini ve Toyota’nın yalnızca elektrikli araçlara odaklanmayı düşünmediğini söyledi. Elektrikli araçların şu anda odak noktasında olduğunu da ifade eden Akio, hangi teknolojinin başarılı olacağına, günün sonunda müşterilerin ve piyasanın karar vereceğini belirtti.

Toyota’nın solid-state batarya teknolojisi konusunda patent başvurusu yapmıştı.

Bu arada, 2000’li yılların başında fuel-cell teknolojisiyle alakalı söylenen 2 şeye dikkat çekmek istedim (bkz):

  • Honda Managing Director (1999): 20-30 yılda fuel-cell araçların içten yanmalı motor satışlarını yüksek olasılıkla geçecek.
  • USA President George W Bush (2002): Fuel-cell inanılmaz fırsatlar sunuyor. Bunun gelecek olduğuna inanmak zorundayız.

Statkraft’ın güvenlik nedenleriyle inşaatını yarıda bıraktığı Siirt’teki 517 MWe gücündeki Çetin HES’i Limak Enerji aldı ve inşaata başladı.


#TarihteBugün: Araçlarda kullanılan 3 noktalı emniyet kemerini icat eden İsveçli mühendis Nils Bohlin 21 Eylül 2002’de vefat etti. Bohlin, 1950’li yıllarını Saab uçaklarındaki boşaltma koltuğu üzerine çalışmalarla geçirdi ve 1958’de Volvo’nun ilk güvenlik mühendisi oldu ve 3 noktalı kemeri burada tasarladı. Volvo bu kemeri, 1959’da İsveç’teki araçlarında, 1963’te de tüm araçlarında kullanmaya başladı ve dahası, bu tasarımı diğer araç üreticilerine ücretsiz verdi. Bohlin o kadar başarılı bir tasarım ortaya koymuş ki, o günden bu yana çok az değişti.

19.09.2017

2014 yılında UK açık deniz rüzgar ihalesi düzenliyor. 2.6 milyar $ yatırım maliyetli ihaleyi Mainstream Renewable Power Ltd. isimli bir şirket 114£/MWh birim bedelle kazanıyor; ama sonra Royal Society for the Protection of Birds isimli bir hayır kurumu bu projeyi dava ediyor ve o günden bu yana projede ilerleme sağlanamıyor.

Şirketin CEO’su konuyla alakalı olarak şunu diyor: “Bizarrely this has worked in our favor”, meali: “bu, garip şekilde lehimize çalıştı” 🙂

Çünkü; deniz aşırı rüzgar projelerinin üretilen elektriğin LCOE değeri 2014 yılında 220$/MWh iken bugün 120$ civarında ve dahası 114£/MWh gibi bir ihale bedeli bugün için gerçekten yüksek. Projenin geç devreye girmesi dolayısıyla kayıp ne kadardır bilemiyorum; ama şirket fiyat düşümü ve türbin başı artan verim vs düşünüldüğünde şirketin orta/uzun vadede avantajlı olduğu muhakkak, ki CEO’nun ifadesi de zaten bunun göstergesi. Kaynak


Dubai devlet şirketi olan DEWA 700 MW gücündeki CSP teknolojili GES için 7.3¢/kWh üzerinden PPA imzaladı. 3.9 milyar $’lık proje, toplam 3GW kapasiteye ulaşması planlanan Mohammed bin Rashid Al Maktoum Solar Park’ın bir parçası olacak. İhaleyi, ACWA Power ile Çin’li Shanghai Electric konsorsiyumu kazandı.


18 Eylül 1981’de Kanada’daki West Edmonton isimli AVM, 20 bin yerlik park noktasıyla Guinness Rekorlar Kitabına girmiş. Benzer rekor haberlerini elektirkli araçlar için duyarız İnşaAllah 🙂

#TarihteBugün: 19 Eylül 1957’de, ABD, Nevada’da ilk yer altı nükleer silah denemesini yaptı, 1.7 kilotonluk nükleer silah patlatıldı.


Renault Zoe’nin yeni modelinde 41 kWh kapasiteli LG Chem’in tedarik ettiği li-on batarya kullanılıyor. Karar Gazetesi bu aracı test etmiş. Testi yapan kişinin ifadeleriyle sonuçlar şu şekilde:

  • İlk denemelerimizde elektrikli bir araç kullanımı kurallarına göre İstanbul sınırları içinde 358 km’ye ulaştık. Tabi kullanım anında benzinli ve dizel bir araç değil de daha sakin hızlanmalarla birlikte gereksiz yere gaz temposunu arttırmayarak ulaştık.
  • İkinci deneme kafadaki bütün kuralları atarak normal bir araç kullanıyormuş gibi gerçekleştirdik. Otoban ve E-5 hız limitlerine uyarak özellikle birkaç günlük sıcak hava koşullarında klima gibi konfor tüketicilerini kullanarak sürüş gerçekleştirdik. Bu sefer ise ulaştığımız menzil yaklaşık 300 km oldu.

Normal kullanım koşullarında elde edilen 300 km menzil bence çok başarılı (100 km’de 14 kWh tüketim). Aracın New European Driving Cycle (NEDC) menzili 400 km olarak duyurulmuştu. Bu arada, aracın fiyatını 120 bin biliyordum ben, 128 bin liraymış. Araç şöyle bir şey.

Chevrolet Chevy Bolt EV’nin ise EPA menzili 238 mil (383 km). 60 kWh kapasiteli LG-Chem yapımı li-on batarya kullanılan araç, hypermiling olarak adlandırılan 32-48 km/h hızlarda enerji verimli şekilde kullanılıncaa toplam 750 km/şarj menzile ulaşmış. Öte yandan, aracın üreticisi GM’ye göre, kullanıcıların %97’si günlük kullanım koşullarında EPA menzili olan 383 km’yi geçiyormuş. Bu veri kaç araçtan elde edilmiş bilemiyorum (kaynak).

Buradan şuna geçelim; insanlar şöyle bir şey düşünebiliyor, “erişilebilir fiyat seviyesindeki elektrikli araçlar iyi hoş da, batarya ömrü ne kadar, aracı aldıktan sonra bir de batarya derdiyle uğraşmayalım?”. Benim gördüğüm kadarıyla, batarya, üreticilerin garantilerinin çok ötesinde performans sergiliyor. örneğin;

  • Chevy 400 bin mil (643 bin km) gitti ve dikkate değer bir bozulma yok bataryada.
  • Tesla Model X ve S kullanıcılarından elde edilen datalara göre Tesla batarya paketi 840 bin km’den sonra bile %80 oranında kapasitede olacak.
  • Finlandiyalı bir taksi sürücüsü 400 bin km yol yapmış ve bataryanın kapasite oranı %93 (bkz).

Bu arada, şarj süresi o kadar önemli ki Tesla 2017 sonuna kadar Çin’e 1000 tane hızlı şarj istasyonu kuracağını açıkladı (videonun 2.dk’sında).


DVL GL trafından yayınlanan Energy Transition Outlook 2017 rapora göre;

  • Satılan araçların %50’sinin elektrikli olacağı yıl AB için 2025, Kuzey Amerika için 2030 olarak öngörülmüş
  • Araç ömürlerinin ortalama 10-18 yıl olmasından hareketle, yollardaki dizel/benzinli araçlardan komple kurtuluş 20-30 yıl daha fazla sürede gerçekleşecektir ve 2050 itibariyle elektrikli araç oranı %75 olacaktır.
  • Elektrikli araçlarla içten yanmalı motora sahip araçların fiyat eşitliğinin 2022’de yakalanacak (bu, BNEF, IRENA, McKinsey gibi raporlarla desteklenmiş, esasen birbirinin kopyası diyebiliriz)
  • Enerji talebi 2015 yılındaki 400 EJ değerinden 2050’de 430’a yükselecek (2015 2030 periyodundaki artış beklentisi yaklaşık %7, oysa geçmiş 15 yıldaki artış %15)

Raporun tamamı için tıklanılabilir.


Moody’s, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin (Belt and Road Initiative) genel olarak kredi notunun pozitif olduğu bildirildi.

Yüksek Planlama Kurulu’nun, 2017-2018 yıllarını içeren Nanoteknoloji Eylem Planı REGA’da yayımlandı.

Bankacılık dışı finansal kurumlar arasında ilk Ar-Ge merkezini Tam Faktoring kurdu.

Afrika’nın ilk mini LNG projesi Nijerya ve Total iş birliğiyle geliştirilecek.

18.09.2017

#GününSözü: “Importance always meand one thing in relation to another. There is no such thing as importance alone“. Bu ifadeyi şuradan erişilebilecek Star Size Comparison 2 videosundan alıntıladım, beğendim de; ancak Allah’ın (cc) mevzu big bang vs olunca Yaratıcının varlığını inkar gibi bir durum da hakim olduğu için bu ifadeyi de Allah’ı (cc) tenzih ederek okumak lazım.


UK’de Eylül ayında yürürlüğe giren real world tests uygulamasına göre, piyasaya sürülecek yeni araçların emisyon salınımlarının lab ortamında değil, gerçek kullanımda test edilmesi zorunlu. Eski araçlara da 2 yıl geçiş dönemi hakkı tanınmış. Konuyla alakalı Greenpeace Emissions Analytics firmasına test yaptırmış. Akşam trafiğinin yoğun olduğu zaman diliminde 5 mil (≅8 km) uzunluğunda bir mesafede VW Golf’un, EU yasal limitinden %85 ve VW’nin kendi real world testinden ise %53 oranında fazla NO2 salınımı yaptığı tespit edilmiş. 3 millik mesafede ise VW’nin testinden %118 fazla salınım tespit edilmiş (test arabası burada). Vauxhall Insignia ise 3 millik mesafede yasal limitten %34 daha az, ancak sabah yoğun trafikte test edildiğinde yasal limitten %18 dazla ve şirketin testinden ise %42 daha fazla salınım tespit edilmiş.


Avrupa Birliği, Avrupa’da satılan Çin panellerine uygulanan asgari fiyatın düşürülmesini kararlaştırdı.


Şarj istasyonlarıyla alakalı Reuters yazısı okunmaya değer. Bu da 2016 sonu itibariyle IEA’yı baz alan plug-in araç sayısı ile şarj istasyonu adedini gösterir bir grafik.


Turkcell ile DMA depolama üniteleri geliştirilerek nihai tüketicilere sunulması konusunda işbirliğine gittiklerini duyurdu. Li-on depolama kWh fiyatları pahalı olduğundan, benim bildiğim, DMA şu anda lüks villalara ve enerji kesintisine tahammülü olmayan küçük işletmelere depolama ünitesi satabiliyor. Umarım faydalı şeyler ortaya koyabilirler. Muhtemelen BYS (batarya yönetim sistemi) ve küçük üniteler konusunda çalışacaklar.

Neyse, şu dikkatimi çekti; Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu konuyla alakalı “Turkcell’in yerli üretimi destekleme vizyonu doğrultusunda” gibi bir ifade kullanmış. Şu haberi buraya düşeyim: Bilindiği üzere 1 Nisan 2017 itibariyle Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone Türkiye’nin sistemlerini kurarken yüzde 30 yerli ekipman kullanmalarını zorunlu kılan 4.5G sözleşmesini imzalamalarının üzerinden bir yıl geçti. Ancak yakın tarihli bir incelemede, kullanımdaki ortalama yerelleşme oranının yüzde 1 – 2’yi geçemediği ortaya çıktı. Elektronik konusunda yetkin olmamıza rağmen %1-2 yerlilik; ama depolama konusunda yetkinlik hiç yok iken; yerli üretimi destekleme vizyonu gibi tepeden cümleler güldürdü beni.


25.07.2017’de İngiltere’nin plastik poşet kullanımını azaltmak için yürürlüğe koyduğu uygulamanın sonuçlarını burada paylaşmıştım ve 7/24 çevrecilik, iklim değişikliği haberlerinin yapıldığı bir dünyada dâhi insan hassasiyetlerinin kendiliğinden gelişmediğini, ilgili konudaki ortak akla rağmen uygulamanın ancak bu şekilde anlamlı seviyelere ulaştığını ifade etmiştim.

Benzer uygulama ülkemizde de yasal zorunluluk olarak 01 Ocak 2018’den itibaren uygulamaya geçecek.


Otonom sürüç (Self-driving) teknolojisine 2009-2015 yılları arasında 1.1 milyar $’dan fazla para harcayan Google’ın, Lyft’le 1 milyar $ yatırım için görüşmeler sürdürdüğü söyleniyor.

Bu arada, Frankurt Otomobil Fuarına katılan Samsung’un Başkanı Young Sohn, Reuters’e, otonom ve ileri sürüş destek servisleri (advanced driver assitance services_adas) stratejik iş birimi için otomotiv girişimlerine ve teknolojisine 300 milyon$ fon yatıracaklarını söyledi.

Burada da piyasa değerlerine göre otomotiv üreticileri yer alıyor.


Esis Power AR-GE Merkezi kurdu. Hayırlı olsun.

Esis Power hakkında: Güç elektroniği konusunda uzman. UPS, redresör, invertör, solar invertör, frekans konvertörü  ve bir çok özel tasarım üretimi ve satışını yapıyor.

12.09.2017

#GününSözü: Şans yalnızca hazır olan zihinlere güler. – Louis Pasteur


Almanya Çevre Bakanlığı Bakanı Barbara Hendricks otomotiv üreticileriyle politikacıları aşırı yakınlığını eleştirerek, yeni araç teknolojilerinin benimsenmesi konusunda Japonya, Çin ve ABD ülkelerinin gerisinde kalındığını ve Alman şirketlerin yıllardır araştırma yeni teknolojiler üzerine AR-GE faaliyeti yürütmesine rağmen halen bunlara yönelik keskin bir karar alınmadığını söyledi.

Aynı gün içerisinde, VW CEO’su Matthias Mueller, 2030 yılı itibariyle 300 adet modelin tamamının elektrikli versiyonunun piyasaya sürülmesine yönelik toplam 20 milyar €’luk harcama yapılacağını ve ilaveten batarya alımı için de ilave 50 milyar € tahsil edildiğini söyledi. CEO’nun şu ifadesi not etmeye değer: “Mesajı aldık ve gereğini yerine getireceğiz. Otomotiv sektöründeki dönüşüm durdurulamaz ve bu dönüşüme liderlik edeceğiz.” (orijinali: We have got the message and we will deliver. The transformation in our industry is unstoppable. And we will lead that transformation.) Tam da bu noktada şuradaki yazının ayrıca önem taşıdığını düşünmekteyim, yazı özetle şunu demektedir: “Tesla’nın amacı, araç üreticilerini uyararak (stimulate), elektrikli taşımacılık konusunda hızlı hareket etmelerini kamçılamaktı. Piyasa oyuncularının açıkladığı elektrikli araç planları Tesla araçlarına gösterilen inanılmaz talebe doğrudan bir cevap niteliği taşıyor ve bu Tesla için bir kazanım


Elektrikli araç ve cari açık (sadece yakıt açısından)

Herhangi bir standart aracın yılda 20 bin km yol katettiğini varsayabiliriz. 100 km’de 6.5 lt benzin tüketse ve bu araç en az 10 yıl kullanılsa 10 yılda toplam 13 bin lt yakıt harcar. Öte yandan, elektrikli araç 100 km’de 18 kWh elektrik tüketse 10 yılda toplam 36 bin kWh harcar. Benzinli aracın tükettiği yakıt %100 oranında ithal. Elektrikli aracın tükettiği elektrik ise %50 oranında ithal kaynaklardan (doğal gaz + ithal kömür) üretiliyor, o nedenle 36 bin kWh elektriğin yarısı olan 18 bin kWh için cari açık hesabı yaptım.

Ham petrole devletin yaptığı ödemeyi bilemiyoruz, zira 2002’den beri gizleniyormuş (TÜİK raporu dip notta o şekilde yazıyor); ancak günümüz varil fiyatı üzerinden kargo vs eklersek en fazla 1.5 lira/lt ödendiğini varsayabiliriz (1 varil 159 lt). Öte yandan, 1 kWh elektrik üretmek için harcanan doğal gaz ve ithal kömürün maliyeti, üretim karışımındaki yüzdeleri üzerinden 13.4 krş/kWh çıkmaktadır (kömür tonunu 90$ aldım).

Yukarıdaki varsayımlara göre 1 elektrikli araç 10 yıllık sürede 2412 TL cari açık yaratırken, benzinli araç 19500 TL cari açık yaratmaktadır. Elektrikli araç lehine anlamlı bir fark (17088 TL).

Not: Yerli kaynaklardan üretilen elektrikte ithal katkı oranı hesabını yapacak veriye sahip olunmadığı için hesaplamalar basite indirgenmiştir. Aracın kendisinin başlı başına cari açığa etkisi olmakla birlikte, bugün itibariyle bakıldığında trafiğe kayıtlı otomobillerin %70’i ithal, hafif ticari araçların %50’si ithal. Ancak, yerli oto yan sanayisinin ithal edilen araçlara ihracatı olduğu gibi, TR’de üretilen araçların da ithal parçaları (motor başta olmak üzere) vardır. Dolayısıyla, her bir elektrikli aracın ikame ettiği normal araçlar bazında analiz yapmak imkânı da yoktur. ÖTV’yi de düşünmek lazım, zira kamunun, cari açık uzun vadede azalacak olsa bile, bugünkü gelirden olmak isteyeceğini varsaymak hayalcilik olur.


Ağustos 2017 sonu itibariyle Türkiye elektriksel kurulu gücü 81356 MW, kırılım:

  1. Doğal gaz – 26606
  2. Barajlı hidro – 19776
  3. Linyit – 9771
  4. İthal kömür – 7474
  5. Akarsu – 7300
  6. Rüzgar – 6218
  7. Jeotermal – 999
  8. Fuel oil – 298
  9. Taş kömürü – 378
  10. Biyokütle – 544
  11. Asfaltit – 405
  12. Nafta, LNG, Motorin – 7726
  13. GES (lisanssız dâhil) – 1579

11.09.2017

#TarihteBugün (iki gün öncesi): 09 Eylül 1966’da Başkan Lyndon Johnson Ulusal Trafik ve Motorlu Taşıtlar Güvenlik Yasa’sını (National Traffic and Motor Vehicle Safety Act) onayladı.


10-11 Eylül tarihlerinde Kazakistan başkenti Astana’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Birinci Bilim ve Teknoloji Zirvesi’nde kabul edilen 26 maddelik Astana Deklarasyonu burada (English) (madde 12 ve devamı okunabilir).


Hürriyet Gazetesi’nde 08 Eylül’de IEA Başkanı Dr. Fatih Birol röportajı yayınlanmış. Kendisi IEA’nın siyaset geçmişi olmayan ilk başkanıymış. O’nun döneminde Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, Singapur ve Fas da ajansa üye olmuş ve böylelikle, ajanstaki ülkelerin dünya enerji tüketimindeki payı %50’nin altındayken bu oran şimdi %70’i geçmiş.

Türkiye’nin YEKA ihalelerine değinen Sn. Birol, LNG terminallerin zamanlamasını iyi bulmuş.

Kalbinde hep Türkiye ve GS olduğunu söyleyen Birol ile WEC Dünya Enerji Kongresi’nde diyalog şansım olmuştu ve bana da sorduğu ilk soru “hangi takımlısın” olmuştu 🙂


Fortune 1000 şirketlerinin son 3 yıl içerisindeki birleşme devralma işlemlerini kapsayan PwC survey 2017’ye göre, firmaların dönüştürücü olarak adlandırdıkları (Transformational) birleşme/satın alma işlemlerinin oranı 2010’da %29, 2013’te %44 iken, 2016’da %54 çıkmış. Sonuçlar bence, firmaların dönüşmeye çalıştığının en büyük göstergesi. Zaten, Transformational—Deals tanımı da şu şekilde: “deals that involve acquiring new markets, channels, products, or operations in a way that is transformative to the fully integrated organization.


Araç sahiplik oranı %10’un altında seyreden Çin, yeni araç alımlarının elektrikli olması konusunda politikalar geliştirmeye devam ediyor. 2018 için %8’lik kota getiren Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakan Yardımcısı Xin Guobin, Çin’in benzinli/dizel araçların satışının yasaklanması konusunda çalıştığını söyledi.

Bu açıklamayla birlikte, Çin’in en büyük elektrikli araç üreticisi BYD hisseleri %7.2, bir diğer araç üreticisi BAIC %2.9 ve batarya imalatçısı Guoxuan High-Tech %5.3 değer kazandı.


2016 yılında 49 bin Leaf model elektrikli araç satışı gerçekleştiren Nissan, 2018 modeliyle satışı 3’e katlamayı hedefliyor (2016’da Tesla Model S’den 2000 adet az satış yapmış).


Hitachi Ltd. and Marubeni Corp, iki Japon şirket, ülkedeki Ene-Farm projesi kapsamında evlere kurulan hidrojen yakıt hücrelerine LPG gaz silindirlerinin teslimatıyla alakalı işbirliğine giderek bizdeki tüp araçları gibi bir sistemle teslim edilmesini sağlayacak. Ene-Farm projesi kapsamında 2017 Nisan ayı sonu itibariyle hidrojen yakıt hücresi kurulum adedi burada (2015’te 40 bin, 2016’da 50 bine yakın, 2017 ilk 4 ayda 12 bin kadar olmak üzere toplamda 200 bini aşkın). 27 milyon hane boru hattıyla gaz erişime sahipken, 24 milyon LGP gaz silindirlerine güveniyor.

Güneşten elektrolizle hidrojen eldesi, bunun depolanması ve 20 kg’lık kartuşlarla taşınmasıyla alakalı da pilot proje yürütülmekte, bu kapsamda 2019’a kadar 3 adet konuta ve 2 işyerine sistemin kurulması hedefleniyor. Proje Çevre Bakanlığı’nca da fonlanmaktadır.

08.09.2017

#GününSözü: Constantly observe, note, and consider. – Leonardo Da Vinci (kendisinin to-do-list’iyle alakalı bir yazı burada)

Tespit ve kısa bir görüş: Dün sona eren MMG ARGE Zirvesinde de elektromobilite ve batarya gündemdeydi; ancak maalesef, kamu kurumlarının taşıt envanteri yok, şöyle ki; kamu kurumlarındaki araç adedi, bunların segmentleri, kiralandıkları/satınalındıkları yıl, 1 yılda kaç km yaptıkları, kurumların otopark imkânı, özel şoför ataması yapılan araç adedi, kiralık araçların aylık kira bedeli ve kiralama vadeleri vs gibi hayati bilgilere ilişkin bir envanter yok ve buna ilişkin maalesef bir çalışma da yok. Oysa, geliştirilecek browser esaslı bir modül üzerinden bu bilgiler elde edilebilir, 1 yıla kalmaz ciddi veri toplanır.

Bu bize ne sağlar, elektrikliye dönüştürülebilecek araç adedine ve olası bir batarya fabrikasına yönelik kapasite tespitine altlık teşkil eder (yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten tesislere entegre edilebilecek depolama sistemlerinden bağımsız).


Elektrikli araçların karbon ayak izi ile içten yanmalı motorların karşılaştırılması (bkz) özet:

  • Araç imalatı emisyon salınımına neden olmaktadır ve elektrikli araçların imalatı benzin/dizel yakıtlı araçların imalatına kıyasla %15 daha kötü bir performans sergilemektedir. Yani, li-on batarya imalatı ve malzemeleri nedeniyle daha fazla emisyon salınımı yapmaktadır. Daha detaylı ifade etmek gerekirse; 2015 yılı ABD elektrik şebekesinin verilerinden hareketle hesaplama yapıldığında 135 km/şarj menzile sahip bir elektrikli aracın imalatında, benzer özelliklerde içten yanmalı motora sahip araç imalatına göre 1 ton fazla emisyon salınımı söz konusu.
  • Aracın imalatındaki yüksek emisyon salınımına rağmen, kullanıldığı süre boyunca elektrikli ve benzin/dizel yakıtlı araç kıyaslandığında, elektrikli araçların %51 daha az emisyon salınımından sorumlu olduğu tespit edilmiş (hesaplamada kullanılan toplam km iki tip araç için de 217 bin). Buna göre, elektrikli aracın imalatı ve kullanımı süresi boyunca toplam emisyonu 217 bin km’ye bölündüğünde 124 gr/km CO2 emisyonu söz konusuyken, bu değer içten yanmalı motora sahip araç için 260 gr/km seviyesindedir.
  • Buna göre, 135 km/şarj menzile sahip bir elektrikli aracın üretiminden kaynaklı fazla CO2 salınımı, sadece 7800 km sonra ofset ediliyor (1 yıldan az bir süre). Benzer hesaplama 420 km/şarj menzile sahip araç için yapıldığında 30 bin km elde edilmektedir (1.5-2 yıl).
  • Elektriğin üretiminde yenilenebilir kaynakların payındaki artışa paralel olarak elektrikli araçlar dolaylı olarak daha çevreci hale geliyor. Diğer iyileştirmeler ve verimlilik artışları da düşünüldüğünde ortalama bir elektrikli aracın üretimden itibaren daha çevreci olabileceği ifade edilebilir.

Türkiye otomobil piyasası ilk 8 ay satış istatistikleri şu şekilde:

Otomobil: 2017’nin ilk 8 sayında Türkiye’de satılan 423198 otomobilin 129161’i yerli üretim, 294037’si ithal. 2016’nın ilk 8 ayında satılan 438025 aracın ise 107723’ü yerli üretim, 330302’si ithal idi. Yani, 2016 ilk 8 ayda ithalat oranı %75 iken, 2017’de bu %69 olarak gerçeklemiş.

Hafif Ticari Araç: 2017’nin ilk 8 sayında Türkiye’de satılan 132793 aracın 67364’ü yerli üretim, 65429’u ithal. 2016’nın ilk 8 ayında satılan 130881 aracın ise 68792’si yerli üretim, 62089’u ithal idi. Yani, 2016 ilk 8 ayda ithalat oranı %47 iken, 2017’de bu %49 olarak gerçeklemiş.

Bu veriler şu açıdan önemli, Türkiye’de üretilecek elektrik bir otomobil gerek araç ithalatı, gerekse de petrol ve türevleri yakıt ithalatının azaltılması noktasında fayda sağlayacaktır. Hatta, TR’de araç fabrikalarının %75 oranında kapasitesini ihraç ettiğini ve yukarıdaki verileri dikkate alınca, TR’de elektrik araç üretilmese bile, sadece elektrikli araç ithal etsek dâhi, yakıt tasarrufu dolayısıyla cari açığın azaltılmasına katkı sağlar. Üretilen elektriğin yerlilik oranındaki artışa paralel olarak elektrikli araçların katkısı da artar.

Bakış açısıyla alakalı olarak da, uzun yıllar hidrojen yakıtlı araçlara yatırım yapan Toyota CEO’sunun elektrikli araçlarla alakalı perspektifini paylaşmak istiyorum (tamamı için bkz):  “… satış hasılatı artışı çok yavaş; fakat paradigma değişiminin başladığı bir ortamda, hemen kâr sağlamayan alanlara yatırım yapmak zorundayız. Bu, karşılaştığımız zorlu bir mücadele/meydan okuma“.

Elektrikli araç ve batarya konusunda ülkemizde halen bir aksiyon olmamasının cevabı sanırım bu yaklaşımın önemli piyasa oyuncularında olmamasından.

Ek bilgi: Bilindiği üzere, LG Polonya’da geçen yıl 380 milyon $ yatırımla yıllık 280 bin paket (100 bin araca batarya sağlayabilecek) kapasitede bir li-ion batarya fabrikası yatırımına başlamıştı. Bugün burada çıkan habere göre, LG 2020’ye kadar ilave 387 milyon $ daha yatıracak ve kapasiteyi artıracak. Bunu paylaşma sebebim, halen batarya konusunda adım atmadığımız gibi, kimseyi de ülkemize çekemiyor olmamız.


Otomobil demişken;

  • #tarihtebugün etiketiyle bir bilgi: Nissan Avrupa’daki ilk fabrikasını 08.09.1986 yılında İngiltere’de açtı. Nissan Leaf’in 2018 model versiyonu Japonya’da Ekim’de, ABD ve İngiltere’de Kasım itibariyle üretime başlayacak.
  • VW CEO’su WSJ’ye verdiği demeçte, şirket için kritik olmadığı değerlendirilen ve şirket cirosunun %20’sini oluşturan işlerin satışı için bir ekibin çalıştığını söyledi. Şirketin geçen yılki cirosu 217 milyar €’dan fazla. CEO, ayrıca, FCA ile birleşme haberlerinin spekülasyondan öte olmadığını ifade etmiş.
  • Avrupa ulusal tüketici organları, VW’e dizel skandalı kapsamındaki araçların bu yıl sonuna kadar düzeltilmesi konusunda baskı yapıyor.
  • 2012 model Chevy Bolt ile bataryada dikkate değer degredasyon olmadan 400 bin mil (643 bin km).
  • Honda, hidrojen yakıt hücreli aracı Clarity Fuel Cell için ITM Power ile vardığı anlaşma kapsamında 1 kg H2 için 10£ ödeyecek. Araç yaklaşık 5.46 kg H2 kapasiteli.
  • EU ve ETFA ülkelerindeki elektrikli araç satışları istatistiklerine göre (excelhaber), 2016’nın ilk yarısında 44151 olan satış adedi, 2017’nin aynı döneminde 62637 ile %41.9 artış göstermiş. 2017 ilk 6 ayda, adet bazında en çok satışlar sıralaması şu şekilde: Fransa 13555, Almanya 10189, UK 7694, Hollanda 4240, Avusturya 2679, İsveç 2200, Belçika 1483…

Elektrik üretiminin yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi kadar, bu kaynakların utilize edilmesini sağlayan ekipmanların yerlilik oranı yüksek şekilde tedarik edilmesi de önemli. Bugün FT’de çıkan buradaki yazıda, RenewableUK tarafından yapılan bir araştırmaya göre, İngiltere’deki deniz aşırı (offshore) rüzgar projelerinden İngiliz şirketlerinin faydası %48 civarında ve bu da planlama, kurulum ve işletme işlerinden oluşuyor.  Bu oran 2015’te %43 imiş ve %50 hedefi 2020’de ancak yakalanabilecekmiş. Önümüzdeki 3 yılda 10 adet toplam 11.5 milyar £ değere sahip rüzgar çifliği kurulacak; ancak BOS’un büyük oranı UK dışında imal ediliyor. Siemens 310 milyon £ yatırımla geçen yıl UK Hull’da fabrika kanat (blade) fabrikası kurmuş.

Ülkemize gelince, hidroelektrik santrallerin iki ana ekipmanı olan türbin ve generatör konusunda bunu başaramadık. Rüzgarda benzer durum yaşanıyor gibi; ama YEKA sayesinde durum tersine dönecek, güneşte görece daha iyi konumda olacağız gibi. Özetle, yerlileştirme tüm ülkelerin ana gündemi.


Dünyanın en yenilikçi 100 firma 2017 sıralaması burada. Listede 50 ABD’li, 9 Japon, 6 Çin, 4 Fransız, 3 Hint, 3 Danimarka, 3 İsviçre, 2 Rus, 1 İspanyol, 1 İtalyan, 1 Hollandalı şirket yer alıyor.


Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.’nin (Tüpraş) notunu “durağan”dan, “pozitif”e yükselttiğini açıkladı.


Avustralya merkezli Blockchain Energy Trading girişimi Power Ledger ETH ICO ile $17M fon topladı. Şirketin whitepaper’ı burada.


EPDK, 2018 yılı YEKDEM başvurularının alınmasına ilişkin duyuruyu bugün yayınladı.

07.09.2017

Tarihte bugün (07 Eylül 1896): 7 adet aracın katıldığı ve 60 bine yakın insanın izlediği ABD’nin ilk otomobil yarışını 5 içten yanmalı motor ve batarya beslemeli araç arasından Riker Electric Motor Co tarafından üretilen elektrikli araç kazandı.


2007 yılından bu yana üyesi olduğum Mimar ve Mühendisler Grubu’nca ikincisi düzenlenen ARGE Zirvesi’nin Enerjinin Depolanması ve Yeni Nesil Batarya Teknolojileri konulu paneline katıldım. Panel konuşmacıları sırayla EPDK’dan Afşin Burak Bostancı, Global Energy Partner’dan Emin Emrah Danış, GE’den Ussal Şahbaz ve YEGM’den Dr. Fazıl Kaytez idi.

Burak Bostancı, mevzuat tanımlarının vs değişmesi gerektiğine vs değindi.

Emin Emrah Danış dünyada 1.3 milyar araç olduğunu, lityum madeninin sınırlı olduğu için uzun vadede maliyetler aşağı düşse de tüm araçların lityum olmasının imkansız olduğunu vs söyledi. Türkiye için 200 MW kapasiteli lityum üretim kapasitesi kurulabileceğini de ifade etti; ama hesaplamayı nasıl yaptı bilemiyorum, soracağım kendisine.

Ussal Şahbaz, GE’nin küçük konteyner büyüklüğünde depolama üniteleri üzerine çalıştığını, yakında piyasaya sürüleceğini söyledi. Bunların, daha çevreci, güvenli ve hızlı bir jeneratör olarak düşünülebileceği ayrıca ifade edildi moderatör ve Ussal Bey tarafından. Ürünlerin yazılımları da önemli elbette Son olarak, Rüzgar YEKA ihalesi sürecindeki açık inovasyon deneyimini de aktardı ve 5746 sayılı ARGE Kanunu’nun açık inovasyona entegre olması gerektiğini ifade etti..

Dr. Fazıl Kaytez (Akıllı Şehirler Grup Koordinatörü), YEKA ihalelerinden bahsetti. 2018 yılı içerisinde depolama konusunda kamuda aksiyon beklendiğini, yerli pil üreticilerini son 1 ayda dinlediklerini, 2 pilot rüzgar ve ges depolama projesi yapmak istediklerini, depolama yönünde mevzuat çalışması başlatılacağını, depolamanın, yenilenebilir ile entegre mi yoksa ayrı mı düşünüleceği y da sübvanse edilip edilmeyeceği hususlarının üzerinde çalışılması gerekli belli başlı konular olduğunu söyledi. Esas ilgimi çeken ise, Ulaştırma Bakanlığı uhdesinde elektrikli araçların ülkemizde geliştirilmesi projesinin hayata geçirileceğine yönelik ifadesiydi.