09.02.2017

Flow battery (akış pili)

Harvard, akış için kullanılan molekülleri suda çözülebilen yaparak 1000 defa şarjda sadece kapasitesinin %1’ini kaybeden flow battery’sini tanıtıyor. Teknoloji, nötr pH suda çözünmüş organik moleküllerde enerji depolanmasına dayanıyor. Akışlı piller, enerjiyi harici tanklarda sıvı çözeltilerde depolarlar – tanklar ne kadar büyükse, depoladıkları enerji de o kadar yüksek olur. Akışlı piller, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir aralıklı enerji için umut verici bir depolama çözümüdür, ancak günümüz akış bataryaları çoğu kez şarj-deşarj döngüsünden sonra bozulan enerji depolama kapasitesine sahiptir ve kapasiteyi geri yüklemek için elektrolitin periyodik bakımını gerektirir. Pozitif ve negatif elektrolit solüsyonlarında kullanılan moleküllerin yapısını değiştirerek ve suda çözünür hale getirerek, Harvard ekibi 1000 devir başına kapasitesinin sadece %1’ini kaybeden bir pil üretmeyi başardı.


İngiltere’de faaliyet gösteren elektrik tedarik şirketi Ovo, kurulduğu 2009 yılından bu yana ilk kez satın alma gerçekleştirdi. Ovo, müşterilerin kullanımına uygun yeni bir enerji tarife ile, elektrikli depolama ısıtması kullanan müşterilere ücretsiz ısıtma kontrolü yükseltmeleri sunmak için VCharge teknolojisini kullanacakmış. Ovo’nun 700 bin adet müşterisi var ve 1 milyonu hedefliyor.

Geçen yıl, Centrica (UK’nin en büyük tedarik şirketi) da 170 milyon £’a Danimarkalı Neas Energy’yi (manages power supply for distributed energy customers) satın almıştı.


Avrupa ülkelerinde 2016 yılında devreye alınan 24.5 GW kurulu gücün 21.1 GW kadarı, yani %86’sı RES, GES, biyokütle ve HES kaynaklıymış. RES ise tek başına kurulu gücün yarısından fazlasını sağlamış. 2016’da şebekeye bağlanan toplam güç 2015’e göre ise %3 daha azmış. Enerji yatırımlarına 2016’da toplam 27.5 milyar € harcanmış.

İstatistiklerin çok iyi olduğu değerlendirilse de, 28 AB üyesi ülkenin sadece 7 tanesi 2020 sonrası için RES hakkında net politikalara sahipmiş. Bu, endüstri liderlerince belirsizlik olarak değerlendirilmekte. AB’nin toplam kurulu gücü 918.9 GW ve bunun 153.7’si RES, yani %16.73’ü.


31 Ocak 2017 itibariyle devredeki GES kurulu gücümüz 860.6 MW olmuş.


2017 yılı nihai YEK listesine göre, 2017 yılında 17399 MW gücündeki 647 proje YEKDEM mekanizması kapsamında EPİAŞ’ta işlem görecek. Türkiye’nin elektriksel kurulu gücü 78497 MW. Yani, toplam kurulu gücün %22.165’i YEKDEM mekanizmasına tabi.

YEKA kapsamında Konya’da kurulacak olan 1000 MW’lık GES de alım garantisine tabi. Çayırhan’daki kömür de alım garantisine tabi. Nükleer de alım garantisine tabi.


ABD’de, 2015 yılında nükleerin kapasite faktörü %92.3, HES’lerin %35.8, RES’lerin %32.2 olmuş. Department of Energy’ye göre, 2014 yılında kurulan RES’lerin kapasite faktörü ise %41.2 imiş.


Türkiye Toplumunun Enerji Tercihleri Araştırması (Kadir Has Üniversitesi) özeti

“Türkiye enerji sisteminin en önemli sorunu nedir?” sorusuna ankete katılanların %38,6’sı ‘ithal enerjiye bağımlılık’ yanıtını verdi. Enerjinin pahalı olması ise %30,8’lik oranla Türkiye enerji sisteminin ikinci en önemli sorunu oldu. Enerjiden kaynaklanan en önemli çevre sorunu ise %41’lik oranla hava kirliliği oldu. İnsan sağlığı %20 ile ikinci olurken, iklim değişikliği %17 ile enerjiden kaynaklanan en önemli üçüncü çevre sorunu olarak gözlemlendi. Öte yandan, “Küresel iklim değişikliğine inanıyor musunuz?” sorusuna ise %78 oranında ‘Evet’ cevabı verildi.

Anketin siyasete yönelik en önemli sonucu ise, seçimlerde oy verdikleri partilerin enerji politikaları hakkında genellikle “hiç bilgisi olmadığını” belirten anket katılımcılarının, seçimlerde oy verirken de partilerinin enerji politikalarını dikkate almadıklarını ifade etmesi. Ankete katılanların hükümetin enerji politikalarında en başarılı buldukları alanlar ‘petrol ve doğalgaz boru hatları’, ‘doğalgaz temini’ ve ‘elektrik üretimi-iletimi-dağıtımı’ olurken; ‘enerji fiyatları’ açık ara başarısız bulunanların başında yer alıyor.

Araştırma kapsamında ortaya çıkan önemli verilerden biri de ısı yalıtımıyla ilgili. Ankete katılım sağlayanların %65’i evlerinde ısı yalıtımı olmadığını belirtti. Soruları cevaplayanlardan %34’lük bir kesimin ise evlerinde ısı yalıtımı bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında gerçekleştirilen ankette ısı yalıtımı bulunan evlerin oranı %17,3 olarak gözlemlenmişti. Bu sonuca göre 7 yılda evlerde bulunan ısı yalıtımı oranının yaklaşık 2 katına çıktığını söylemek mümkün.

Anketin bu konuya ilişkin en önemli sonuçlarından biri, evlerde bulunan ısı yalıtımı oranının gelir ve eğitim düzeyiyle bağlantılı olması.

Raporun tamamı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s